Monthly Archives: Aralık 2014

ÇED TOPLANTISI YAPILDI, HALK KATILAMADI !

Standard

Lapseki’nin Şahinli Köyünde Batı Anadolu Madenciliğin planladığı altın – gümüş madeni işletme ve zenginleştirme tesisinin ÇED toplantısına katılım, şirket tarafından engellendi. Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) toplantısına katılmak, maden işletmesinin yöreye ve doğaya vereceği zararları konuşmak, köylüleri bilgilendirmek için köye giden çevreciler toplantıya giremedi. Toplantının yapıldığı köy meydanındaki kahvehanenin iki kapısı da maden şirketi çalışanı olduğu iddia edilen kişilerce kapalı tutuldu. Pencerelerin gazete kağıtları ile kaplanmış olduğu gözlendi.

16430_10204191791208220_7127375816522327127_n

Öte yandan toplantıya alınmadıklarını, maden çalışanlarından çekindikleri, baskı altında hissettikleri için kahvehanenin önüne dahi yaklaşamadıklarını iddia eden köylü kadınlar; toplantı boyunca cami avlusunda, evlerinin önünde bekledi. Herkesin katılımına açık olması gereken ÇED toplantısının bu şekilde yapılmasına karşı çıkan Çanakkale Çevre Platformu adına açıklama yapan Hicri Nalbant: “Bu sözde ÇED toplantısı yasa dışıdır, kesinlikle tanımıyoruz. ÇED’i ve işletme ruhsatını iptal ettirene kadar sürdüreceğimiz hukuk mücadelesini başlatıyoruz” dedi. unnameffd

Çanakkale’nin Lapseki ilçesi, Şahinli ve Kocabaşlar köyü mevkiinde Batı Anadolu Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından yapılması planlanan Kestanelik Altın-Gümüş Madeni ve Zenginleştirme Tesisi projesinin Şahinli köyünde düzenlenen ÇED toplantısı gergin geçti. Şirket çalışanlarının kameralarla köy halkının arasında dolaşarak konuşulanları kaydettiği, yanlarında birilerinin bekletilerek toplantı alanına yaklaştırılmayan kadınların tedirginliği dikkat çekti.

10888470_10152951781161585_6432715488619180298_n

Yaklaşık 50 kişilik bir grupla Şahinli köyüne giden Çanakkale Çevre Platformu üyeleri, toplantının yapılış şeklini, katılımın engellenmesini protesto etti. Platform adına kahvehanenin önündeki meydanda basın açıklaması yapan Hicri Nalbant; “ÇED toplantılarına sadece yöre insanları değil, dileyen herkes katılabilir. Ancak burada Çanakkale’den ve çevre köylerden gelen bizler, kapılar tutulduğu için içeri girip toplantıya katılamıyoruz. Bu ÇED toplantısı yasa dışıdır, kesinlikle tanımıyoruz. Çanakkale Barosu’ndan gözlemci avukatlarla birlikte ÇED toplantısına katılımın engellendiğini tutanaklara geçirip dava açacağız. Yasa dışı ÇED’i iptal ettirene kadar mücadele edeceğiz.” dedi.

unffnamed

Şahinli’de altın – gümüş madeni projesinin bundan 3 yıl önce başlayan sondaj çalışmaları esnasında köyün içme suyu ana damar hattı zarar görmüş, çeşmeden su yerine çamur akmıştı. Çevre köylerin daha önce su doldurmak için geldiği köy, susuz kalmıştı. Köylüler sularının kirlenmesine tepki göstermiş; Çanakkale Belediyesi köye tankerlerle su taşımıştı. ÇED toplantısı yapılan maden işletmesinin kapasitesinin üç yıl öncekinden 700 kat büyük olduğunu ifade eden Ziraat Yüksek Mühendisi Hicri Nalbant, söz konusu projenin hayata geçmesi halinde köyü ve Çanakkale’yi bekleyen ekolojik tehditlere karşı uyardı;

“3 yıl önce yaşanan felaketin boyutları büyüyor. Madenin açık işletme olması ve siyanür kullanılması planlanıyor. Ağaçların hepsini kesecekler. Patlatma yapacaklar. Onlar patlatma yaptıkça bu köyde deprem yaşanacak, bütün evlerin duvarları çatlayacak. Tarihe not düşmek için söylüyoruz; daha önce sularını kirlettikleri insanların şimdi de evlerini başlarına yıkacaklar. Tozunma esnasında çıkacak tozlar Bayramdere, Umurbey barajlarını, Adatepe köyünün meyvelerini kirletecek. Maden için kullanacakları suyu temin edecekleri bir yer yok. On binlerce ton siyanür kullanacaklar. Bu siyanürü arıtacaklarını söylüyorlar ama biz Kızılelma’dan, Kirazlı’dan, Ağı Dağı’ndan, diğer köylerden biliyoruz ki bu bir yalan. Milyonlarca ton atık bırakacaklar, hepimiz bu atıklarla yaşayacağız.” dedi.

unnameddd

ÇED toplantısı kapalı kapılar ardında sürerken, toplantıya katılmayarak kahvehanenin dışında kalanların sayısının oldukça fazla olduğu gözlendi. Köyün kadınları, içme sularından ve çocuklarının geleceğinden yana endişeli. İstemiyorlar köylerinde altın-gümüş madeni, sularının kirlenmesini. Birlik beraberlik kuramadıklarını, madende çalışanlardan sayıca az olduklarını düşündükleri için cesaret edemediklerini söylüyorlar çıkıp konuşmaya madeni neden istemediklerini. İsimlerinin saklı kalması koşuluyla anlattılar çaresizliklerini:

Bu köyde yaşıyorsak savunmamız lazım her şeyi, madene gidenler kovalıyor toplantıdan bizi. Çocuklarımız banyo yapınca kaşınıyor. Kanser olacağız, yazık değil mi bize? Sularımız madenden kirlendi. Önceleri bizim köyümüzden su alırlardı, şimdi dışarıdan getiriyoruz. Aracı olan getiriyor, olmayan madenli suyu içiyor. Sularımızı görün, çıkarsalar ya buraya! Ne meyvemiz, ne fidanlığımız oluyor. Ürettiklerimizi artık almayacaklar. Zehirli şeyler kullanmasınlar, suyumuz çamur gibi akıyor. Dinleyen kim, gidip konuşanları dinliyorlar mı? Madenci çok. Köyde birlik beraberliğimiz yok. Çeşmeden su içemiyoruz, satın alıyoruz ama yemeklerimize mecburen çeşmeden koyuyoruz. Başa çıkar mı?”

1526403_10152951779196585_7685308965681320424_n

Çanakkale Çevre Platformu üyeleri, kendilerinin ve köylülerin büyük bir kısmının girmesinin engellendiği ÇED toplantısının yasa dışı olduğunu ifade ederek, Şahinli’de altın – gümüş madeni işletmesine karşı çevre mücadelesini hukuki boyutta da başlatmak üzere köyden ayrıldı. Yerel ve ulusal basında; “Çevreciler ve Köylüler Karşı Karşıya Geldi” haber başlığı altında; köylülerin çevrecileri protesto ettiği, toplantı boyunca tepki gösterdiği ve bunun üzerinde platform üyelerinin köyü sessizce terk ettiği haberleri yer aldı. Çanakkale Çevre Platformuyla birlikte ÇED toplantısı için köye gözlemci olarak gelen Çanakkale Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu, bir basın açıklaması yayınlayarak çıkan haberleri yalanladı. Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

 10865826_10204191768087642_5514567919679347058_o“Toplantının yapılacağı kahvehanenin giriş kapılarının önü, ilgili maden şirketinin çalışanları olduğu sanılan kişilerce kapatılmış, komisyonumuz ve toplantıya gelen halk içeriye alınmamış ve hatta içeri giriş zor kullanılmak sureti ile engellenmiştir. Kahvehane pencereleri toplantının dışarıdan dahi izlenmemesi için gazeteler ile örtülmüştür. Tüm bunlar ile birlikte bir kısım köy halkının dahi toplantıya girişinin engellendiği gözlemlenmiştir. Yaşanan bu durum Çanakkale Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Başkanı Av. Ali Furkan Oğuz, Çanakkale Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Başkan Yardımcısı Av. Ahmet Ozan Yılmaz, Çanakkale İl Genel Meclisi Üyesi Ziraat Mühendisi Hicri Nalbant, TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Çanakkale Şubesi 2. Başkanı M. İrfan Mutluay tarafından yazılarak ve imzalanarak tutanak haline getirilmiş, Çanakkale Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne teslim edilerek, yapılan toplantının halkın katılımı olmadan yapıldığı ve belirtilen gerekçeler ile hukuka ve usule aykırılıklar taşıdığı ifade edilmiştir.”

IMG-20141225-WA0000

“Bugün tüm bu gözlemlerimize rağmen ulusal basında yer alan ‘Çevreciler ile Köylüler Karşı Karşıya Geldi’ başlıklı İHA tarafından hazırlanan haber, gerçekleri yansıtmamaktadır. Şahinli Köyü’nde hiçbir gerginlik yaşanmamış, aksine yukarıda belirttiğimiz gibi halk toplantıya alınmamıştır. Haberde ifade edilen köylülerin çevrecileri kahvehanenin pencerelerini gazete ile kapatarak protesto ettiği, köy halkının çevrecileri İsrail yanlısı olmakla suçladığı gibi ifadeler söz konusu olmamıştır. Çanakkale Çevre Platformu ve Çanakkale Halkı yapılan basın açıklaması sonrası sessizce köyü terk etmek zorunda kalmamış; yapılacak tesisin çevreye, Şahinli Köyü’ne, Çanakkale’ye olacak zararlarını ve toplantının hukuka ve usule aykırı olduğunu da içeren basın açıklaması sonrasında sağduyu göstererek köyden ayrılmıştır. Bugün belirtmiş olduğumuz tüm bu yaşananlar, yerel basın tarafından kameralar ile kayıt altına alınmıştır. Bu kayıtlar da dikkate alınarak incelendiğinde haberin gerçekleri yansıtmadığı anlaşılacaktır. Bu sebepler ile ÇED Toplantısı Halkın Katılımı olmaksızın usule ve hukuka aykırı bir şekilde yapılmıştır. Komisyonumuz gözlemleri neticesinde İHA tarafından yapılan söz konusu haberin taraflı ve gerçekleri yansıtmayan bir haber olduğu, birçok ulusal ve yerel haber sitesinde yer alarak kamuoyunun yanlış bilgilendirildiği kanaatine varılmıştır. Kamuoyunun bilgisine duyurulur.”

unnamed

Çanakkale Çevre Platformu, Çanakkale Barosu, Çanakkale Tabip Odası ile TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Çanakkale Şubesinin doğa talanına yol açan tüm girişimlere olduğu gibi Şahinli köyündeki altın ve gümüş madeni işletmesinin ÇED raporu ve işletme ruhsatı iptal edilinceye kadar dayanışmayla mücadeleye devam edecekleri ifade edildi.

Reklamlar

Yırca zeytinliği bağladı kalplerimizi..

Standard

Tanımıyorduk birbirimizi, ne zeytin nöbetçilerini, ne de destek çağrılarına kulak vererek Yırca’ya gelenleri. Karanlıktı, ne nöbet alanına giden yolu seçebiliyorduk ne de yüzlerimizi. Kolin şirketinin zeytinliği çevirdiği tel örgüler boyunca yürüyerek yanlarına vardığımızda alkışlarla, sloganlarla, sanki bizi bekliyormuş gibi öyle içten karşıladılar bizi. Gri dumanını az ötemizde geceye salan termik santralin ihtişamlı ışıklarına tezat, koyu bir karanlıkta, ateşin başında, yan yana savunacaktık zeytin ağaçlarını, yerine kurulmak istenen termik santrale karşı demek ki… Devraldık zeytin nöbetini.

10744563_10152823782661585_161652786_n

Farklı şehirlerden, farklı hikayelerden aynı niyetle dokunmaya gelmiştik zeytin ağaçlarının gövdesine. Çanakkale Çevre Platformu, Çanakkale Dayanışması ve Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıları Koruma Derneği’nden yaklaşık 40 kişilik bir grupla oradaydı Çanakkale de. Yırcalılarla birlikte ‘zeytinimi kesme’ demek için köye gelenler; kendi şehirlerinde doğa için verdikleri mücadeleyi anlatıp Yırca’nın zeytin direnişini dinlediler ateşin etrafında kurulan serbest kürsüde. Üşüyenlere çay, acıkanlara köylüler yetişti uğruna mücadele ettikleri ağaçlarının zeytinleriyle.

10347154_10153301321959517_3652346872632048057_n

Vakit ilerledikçe daha yakından tanıdık ölmez ağacın cesur nöbetçilerini; hukuksuzca kesilen zeytin ağaçlarının dallarını kaldırıp Soma Kaymakamlığının önüne gözyaşlarıyla yığan, neden diye soran köylüleri. Fotoğraflarda görünce üzülmüş, öfkelenmiştik iş makinalarının önünde durup kesimi engellemeye çalışırken güvenlik görevlilerinin darp edip yaraladığı yüzlerini, kelepçeli ellerini… Neyse ki geçmişti izleri. Hala anlamaya çalışıyorlardı neden zeytinliklerine giremediklerini, dedelerinin diktiği zeytin ağaçlarına nasıl kıyabildiklerini. Soma’nın kömürlü termik santral ve maden ocağı arasında sıkıştırılıp madene inmeye, duman ve kül solumaya mahkum edilen hayatına umuttu Yırca direnişi; zeytin yeşili…

10417737_10152938638151585_2468450350436921171_n

Nöbete gelenlerin bir kısmı köylülerle sabahladı, bir kısmı da evlerinde, sanki kendi evlerindeymiş gibi ağırlandı. Gün ağırdı, Yırcalılar için tedirgin bir gün daha başladı. Köyün çocuklarıyla Yırca İlkokulunda Cumhuriyet Bayramı kutlanacaktı, ardından da ‘hasat bayramı’. Yırcalılar günler sonra zeytin ağaçlarıyla aralarına çekilen dikenli telleri aşarak, kendilerine ait olan zeytinleri, şirketin izniyle toplayacaktı. Kulağımız bir iş makinası, elektrikli testere sesinde; acaba bir ağaç daha kesiyorlar mıdır endişesiyle ilerlemeye başladık zeytinliğe. Yanımızdan bir kamyon geçse köylüler heyecanlanıp soruyordu; bu şirketin mi yoksa bizimkilerin mi diye, ya yine gelirlerse? Birkaç gün önce kesilen bine yakın zeytin ağacının sessiz ağıdı sinmiş her yere. Üzerinde hasada durmuş zeytinleriyle öylece yatıyorlar yerde…

10406723_10152144270299567_1040225438447727871_n
Akşamdan beri içimize dolan ağır havanın kaynağına da yakınlaşıyoruz zeytinlikte ilerledikçe… Şansınıza bugün rüzgar yok, diyor biri; rüzgar da oldu mu durulacak gibi değil buralar dumandan, külden. Zeytinden başka ürün de yetişmiyor toprağımızda termik santral yüzünden. Nefes almakta bile zorlanıyoruz bazen… Hayatı ve köyü besliyordu termik santralin gölgesinde yetişen zeytinler… Bak bu yağlık, bu limonluk diyerek o gün henüz kesilmemiş ağaçlarına koşuyor kadınlar özlemle. Seviniyorlar görmeyeli daha da büyümüş zeytinleri diye. Tek tek özenle toplayıp kasaları dolduruyoruz birlikte. Yetiştirmesi kadar hasadı da emek ve sabır işi. Oysa sadece 91 TL bir zeytin ağacı kesmenin bedeli.

1979150_10152827323001585_3723165028321520687_o

Hasattan sonra gitme vakti geldi. Termik santrale karşı yaşam hakkını, çocukları için zeytin ağaçlarını savunan, direnişlerine destek olmaya gelenleri gönülden karşılayan güzel, cesur insanlarla birlikte; o köyde bıraktık kalbimizi. Bir gecede acele kamulaştırılan zeytinliklerinde Manisa’nın 3. termik santralini kurmak isteyen Kolin A.Ş, hukuki süreç tamalanmadan, bir sabah 6000 zeytin ağacını kesti. Özel güvenlik görevlileri köylüleri(ni) darp etti. Kıyımdan sadece saatler sonra Danıştay’ın acele kamulaştırma kararının yürütmesini durdurduğu öğrenildi. Yırcalılar buruk bir sevinçle kutladılar zaferlerini… Çocukları gibi büyüttükleri, termik santral dumanının altında emek verdikleri, dedelerinin mirası, çocuklarının geleceği zeytin ağaçları gitmişti. Muhtar Mustafa Akın ” Nasıl boğazınızdan geçecek o zeytinler, o yağı nasıl yiyeceksiniz?” diye sorarken köylülerin gözyaşları ve acısı, yüz binlerin boğazında düğümlendi.

1545568_10153328326669517_3294863268960903025_n

Zeytin nöbeti ağaçlar kesilince bitmedi, aksine büyüdü; zeytinlikleri imara açan zeytin yasa tasarısını ve kömürlü termik santralleri engellemeye, kesilen zeytin ağaçlarının yerine binlercesini dikmeye evrildi. Fidanını alan Yırca’ya, desteğe gitti, ülkenin dört bir yanında köylülere ve ağaçlara yapılanlara tepki gösterildi. Bu dayanışma rüzgardan doğdu Çanakkale Yırca Zeytin Bahçesi…

1384139_10152933897926585_8611611621806825678_n

Yırca’nın zeytin nöbetçileri; Çanakkale Yırca Zeytin Bahçesine köylerinden getirdikleri fidanları dikmek ve Çanakkale Dayanışması’nın her ayın 13’ünde Soma maden faciasında hayatını kaybeden 301 maden işçisini unutturmamak için tuttuğu adalet ve vicdan nöbeti için Çanakkale’ye geldi. “Zeytin, Yırca, Soma” paneline katılmadan önce hazırladıkları pankartlarla kordonda yürüyen Yırcalılar; Kazdağlarından Validebağ’a dayanışma mesajı verdi.10866661_10152921942646585_643851101_n

Çanakkale Tabip Odası Genel Sekreteri Dr. İlhan Pirinçciler’in yönettiği panelde madencileri temsilen bulunan Soma Maden İşçileri Meclisinden Kamil Kartal; Soma’yı, işçilerin maden ocaklarında yaşadıklarını ve facianın ardından hareketlenen işçi örgütlenmesini anlattı. Kartal; “Soma’da maden işçilerinin öncelikle kendi çalıştıkları yerlerde söz ve karar sahibi oldukları, yaşamlarının ve üretim ilişkilerinin toplamında sermayeye ve sarı sendikalara karşı kendi örgütlülüklerini yaratacakları bir çalışmayı kesintisiz sürdürüyoruz. Mücadeleyi kazanana kadar devam edeceğiz.” dedi.

10849932_10152938676896585_1987757374753902313_n

Çanakkale Çevre Platformu adına konuşan İl Genel Meclisi Üyesi Hicri Nalbant; mecliste bekleyen zeytin yasa tasarısına dikkat çekti; “Eğer yasalaşırsa, 25 dönümden küçük zeytinlikler sıradan arazi sayılacak ve madenciliğe, her türlü imara, talana açık olacak. Zeytinliklerin yüzde 80’i zeytinlik olmaktan çıkacak” dedi. Çanakkale’de kurulması planlanan termik santrallere karşı sürdürülen mücadele hakkında bilgi verdi, kazanana kadar devam edeceklerini söyledi.

60685_10152940823356585_7680489294611918815_n

Yırca muhtarı Mustafa Akın, zeytin direnişinde köyün yaşadıklarını, dayanışmayı anlattı. 6.666 zeytin ağacını kökleyen, ağaçlarını korumak için günlerce nöbet tutan köylüleri özel güvenlik görevlilerine darp ettiren Kolin Aş’nin, Soma Belediyesi ile 60.000 zeytin ağacı dikmek için protokol imzalamasına ve ‘bu çalışmayla Soma halkının zeytincilik ve ağaç sevgisi konusunda bilinçlendirileceği’ açıklaması yapılmasına tepki gösterdi. “Doğayı ve zeytini ne kadar sevdiklerini ispatlayacaklar halka bu şekilde. Hayırlı uğurlu olsun diyorum Sayın belediyemize ve Kolin Şirketine” dedi.

10402716_662156723904309_1432954259384858319_n

Katılımın yoğun olduğu panelin en duygusal anları, Firdevs Ünlü’nün konuşması esnasında yaşandı. Firdevs Ünlü Yırca’nın tarihe geçecek zeytin direnişini ve dayanışmasını, bir kadının gözünden anlattı: “Çok kötü günler yaşadık. Direniş başladığında eşlerimiz gece nöbete gidiyorlardı, arkalarından da biz. Ağaçlarımızın yanında, kendi tapulu arazilerimizi çeviren dikenli tellerin etrafında bir testere sesi, bir kıpırtı bekledik. Tapulu arazilerimize giremedik. Bunu mantığım almıyor. Siz de hiç güvenmeyin tapulu malım var diye. Arbedede eşimin kaburga kemikleri kırıldı. Ellerimizle çocuklarımız gibi büyüttüğümüz zeytin ağaçlarımızı kestiler. Sattığımız zeytinle çocuklarımızı okutuyorduk. Geleceklerini çaldılar. İki tane evladım var, bunun için mi bu ülkeye evlat yetiştiriyorum?” diye sorarken gözyaşlarını tutamadı. 

10689859_10152940804206585_6310720130931836481_n

Sonra iki elini sıkıca kavuşturdu; “Biz Yırca’da böyle olduk, birbirimize kenetlendik. Böyle olmadıktan sonra hiçbir şey başaramayız, birleşmezsek kazanamayız.” dedi. Yırcalı kadınlar 6000 zeytin ağacının kesildiği o sabahı tekrar yaşadı, gözyaşlarını tutamadı. Salon, bu sözlerden güç aldı, Yırca’nın umut veren direnişini ayakta alkışladı.

10881906_10152940797111585_1314970703632952378_n

Yırcalılar merak edilen soruları yanıtladıktan sonra tek tek söz alarak duygularını paylaştı. Sözlerinden umut, kararlılık, birlikteliklerinden ve gittikçe kalabalıklaşan mücadelelerinden doğan güç, direnişin yarattığı değişim yansıdı. Panelin sonunda da sıcak anlar yaşandı. Farklı şehirlerden, hikayelerden gelen kadınlar, Firdevs Ünlü’nün ellerini kavuşturduğu gibi, Yırca zeytin nöbetinde olduğu gibi kenetlendi, birbirleriyle kucaklaştı. Altın madenine direnen, sondaj çalışmaları başlamadan açtıkları davada yürütmeyi durdurma kararı çıkmasıyla bir ilki başaran Karadağlı kadınlar da oradaydı. Yırcalılar Karadağın zaferini, Karadağlılar da zeytin nöbetçilerini gönülden kutladı.

10858488_10152940959241585_3975012906660734729_n

Panelin ardından Yırca Zeytin Bahçesi’ne gidildi. Köyleri için oluşturulan bahçeyi ilk kez gören Yırcalılar, tabelası önünde hatıra fotoğrafları çektirdi. Köylerinden getirdikleri fidanlar dikildi, can suları verildi.

1510392_10152944955361585_7613023675586380674_n

Muhtar Mustafa Akın; “Bugün köyümüz için yapılmış olan zeytin bahçesine nasıl birlikte zeytin fidanları diktiysek, kesilen 6000 ağacımızın yerine de 16000 fidan dikerek Yırca’yı örnek bir zeytinlik haline getireceğiz. Direnişimiz esnasında yanımızda olan herkese, Çanakkale Dayanışmasına ve Çanakkale Çevre Platformuna çok teşekkür ederiz. Yırca var oldukça Yırca zeytinliği de var olacak ve kalplerimizi bağlayacak.” dedi.

1549489_10152933897456585_1322220812611167420_n

Soma için adalet ve vicdan nöbetine katılmaya gelen Yırcalılar, Çanakkale’de iki gün geçirdi. Köylerine dönme vakti geldiğinde bu kez onlar bıraktı bizimle kalplerini… Kucaklaşarak ayrılırken, ne zaman ihtiyacınız olursa, biz koşa koşa gelmeye hazırız dediler; Yırca – Çanakkale arasında örülen dayanışmaya bir ilmek daha eklediler. Zeytinliklerin acele kamulaştırılmasına gelen yürütmeyi durdurma kararından sonra, ÇED olumlu kararına da yürütmeyi durdurma geldi. Biraz yorgun ama mutlular şimdi, köylerinde termik santral planı tamamen ortadan kalkıncaya ve zeytinliklerin imara açılmasını öngören yasa tasarısı engelleninceye kadar birlikte mücadele etmeye kararlılar. Kesilen zeytin ağaçlarının yerine binlerce fidanı dikecekleri günü bekliyorlar. Mart ayını, fidanlarla birlikte umudu da yeşertecekleri zeytin şölenine dönüştürmeye hazırlanıyorlar. Herkesi köylerine, zeytinliklerine, birlikteliklerine katılmaya çağırıyorlar. Yırca’nın direnen cesur yürekleri, güzel köylüleri, zeytin nöbetçileri artık hepimizin ailesi. Zeytin ağaçları bağladı kalplerimizi…

Hem eğlendiler hem direndiler, Karadağ’da altına geçit vermediler

Standard

Çan’ın Karadağ köylüleri, altın madenine geçit vermeyiz, toprağımızı deldirmeyiz dedi, aylarca direndi; endişeli ve
kararlı bekleyişleri nihayet sona erdi. Köylerinde altın madeni aramak isteyen Esan Eczacıbaşı A.Ş’ye karşı açtıkları davaya, Çanakkale İdare Mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı verdi. Maden sahasında gece gündüz nöbet tutan köylülerin sondaj yapmasına fırsat vermediği şirket; kararın ardından sondaj makinalarını toplayarak köyü terk etti.
10430856_664621336990460_3908434329213108222_n

Su havzalarını da içine alan yaklaşık 46 bin metrekarelik alanda 600’den fazla noktada sondaj yapmayı planlayan şirketin, toprakta tek bir delik dahi açamadan bölgeyi terk etmesi; Karadağ direnişinin, kadın dayanışmasının en büyük zaferi. Köylüler davulla zurnayla kutladılar haberi. Karadağ köylülerinin sondaj çalışmaları henüz başlamadan dava açması ve mahkemenin verdiği iptal kararının doğada herhangi bir tahribat meydana gelmeden önce çıkmasıysa hem bir ilk, hem de çevre mücadelesinde bundan sonra izlenebilecek yeni bir yol haritası niteliği taşıması açısından önemli.

kara205201178015208_7394275_n

Sondaj makinalarının köylerine kurulduğu günden bu yana örgütlenerek büyük bir dayanışma ve inançla direnen
Karadağ’ı süreç boyunca yalnız bırakmayan Çanakkale Çevre Platformu adına konuyla ilgili basın açıklamasını; kendisi de Karadağlı olan Çanakkale Çevre Platformu Dönem Sözcüsü Dr. Nihat Gülhan yaptı, kazanılan zaferin önemini vurguladı:

“Çanakkale sınırları içinde bulunan 8 adet altın-gümüş-bakır işletmesi ile ilgili açılan 10 ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) iptal davasından 9’u için Çanakkale İdare Mahkemesi  iptal kararı vermiş olup yeni açılan
10. davanın yargılama süreci devam etmektedir. 11. dava, ESAN Eczacıbaşı A.Ş.’ye karşı Karadağ köylüleri
tarafından açılmış, Çanakkale İdare Mahkemesi dava ile ilgili yürütmeyi durdurma kararı vermiştir. Karadağ’da
bir ilk yaşanmış; sondajlar başlamadan durdurulmuş, köy delik deşik edilmekten kurtarılmıştır. Sondajlar
sırasında meydana gelen telafisi imkansız zararlar yaşanmadan verilen yürütmeyi durdurma kararı çok önemlidir.”

kaaad_n

Çanakkale Çevre Platformu ve İl Genel Meclisi üyesi Hicri Nalbant; “Bugüne kadar müdahale ettiğimiz durumlarda
sondaj çalışmaları başlamış olduğundan mecburen ÇED iptal davası açıyorduk. Karadağlılarla birlikte her şey değişti.
Sondaj aşamasında da dava açılabiliyormuş demek ki. Biz de bundan sonra buradan çıkan kararı örnek alıp gelecek yeni
şirketlere karşı bütün davalarımızı bu şekilde açacağız. Türkiye’nin bir çok yerinde bu karar örnek alınıp davalar ona göre açılacaktır diye düşünüyorum.
” dedi.

k_608562825930366_9021046406396020325_n

Karadağ köylüleri sondajlar başlamadan önce açtıkları, yürütmeyi durdurma kararı almayı başararak herkese örnek oldukları davaları kadar; altın madenine karşı direnirken takındıkları tavırlarıyla da hafızalarda yer etti. Kazanacaklarına dair inanç ve umutlarını hiç yitirmeyen köylüler eylemleriyle de hep ses getirdi. Onları tanıdığımız ve mücadelelerini öğrendiğimiz ilk eylemlerinde Karadağ’ı temsilen bir tabut taşıyan köylüler; sondaj alanında köyün cenaze namazını kılmış, sonra da davul zurna eşliğinde oynayarak, aralarına beddualar ekledikleri manilerle şirketi protesto etmişti.

10577009_10204181006431556_1278654312206202863_n

Bir diğer büyük eylem Çanakkale’deydi. Ellerinde köylerinden getirdikleri eğrelti otları ve pankartlarla ağustos sıcağında kordon boyunca davul zurnayla yürüyen köylüler; yüksek perdeden sloganlar atarak şirketin köylerini terk etmesini istemişti. Kadınların çoğunlukta ve en önde olduğu yürüyüşte haykırmaktan kısılsa da sesleri, coşku hiç dinmemişti.

10602945_10152646014856585_192417521_n10617324_10152646012891585_831059905_n

Köylüler sadece eylemlerle de yetinmedi. Olur da köylerinden maden şirketindekilere yardım edecek birileri çıkarsa, onlarla bütün alışverişin kesileceği ilan edildi. İş makinalarının başında gece gündüz nöbet tutan köylülerin gözüne günlerce uyku girmedi. İki genç birbirini sevdi, köylüler ‘Direniş Düğünümüz’dür dedi, tüm dostlar davet edildi. Düğün herkese moral verdi. Köylülerin Karadağ’daki yüz yıllık geçmişlerinde saklı olan gelenekler bu düğünde canlandı. Sandıklar açıldı; eski fotoğraflar, çeyizler çıktı, anılar paylaşıldı. Köyün bağları yenilenip kuvvetlendikçe; birliğin ve direnişin gücü de arttı.

10583830_608554162597899_6745871814759581228_n

10990_608554585931190_2163045471343558053_n

Karadağ direnişinde kadınlar hep ön saflardaydı. Çanakkale Çevre Platformu’nun köylülere altın madenciliğinin ve sondaj çalışmalarının çevreye verdiği zararları, hukuki mücadelede onları bekleyen aşamaları anlatmak üzere düzenlediği bilgilendirme toplantısına katılan yaklaşık 600 köylünün yarısından fazlası kadındı. Koşar adım vardıkları köy meydanı alkış ve sloganlarıyla yankılandı. Toplantıya gelirken beyaz başörtülerini seçmelerinin de vardı bir sebebi; köyün en eski adetlerinden biri olan beyaz başörtüsü artık birlik ve beraberliklerinin, direnişlerinin simgesi…

10545050_10152624077191585_1134842004_n

Karadağlıların en sık kullandıkları, köyün dört bir yanına yazdıkları direniş sloganı “Altıncı şirket Karadağ’ı terk et” Çanakkale İdare Mahkemesinin yürütmeyi durdurma kararıyla vuku bulunca yapılan basın açıklamasının öznesi; aylarca birlikte direnen Karadağ köylüleri, özellikle de kadınlarıydı. Hicri Nalbant Karadağ’dan sonra komşu köy Kocayayla’da yapılan bilgilendirme toplantısında da kadınların çoğunlukta olduğunu hatırlatarak; “Kadınların katılımının yüksek olmasından belliydi Karadağlıların bu davayı kazanacakları.  Bu kararın oluşmasında en büyük pay sahibi başından beri kararlı ve dik duruş sergileyen Karadağ köylüleridir. Özellikle de Karadağlı kadınlardır, onlarla ne kadar övünsek az.” dedi.

10569178_10152623728271585_287076652_n

Karadağ köyü muhtarı Ramazan Dizman da direniş boyunca köylülerle birlikteydi. Direnişleri boyunca kendilerine destek olan herkese ve Karadağlılara, özellikle de kadınlara teşekkür etti. Direnişle birlikte oluşan ‘Diren Karadağ’ grubunun sözcüsü, direnişin öncülerinden köyün nam-ı diğer ‘dedesi’ Mustafa Önder, köylülerin eğlene direne elde ettiği zaferin haklı sevincini paylaştı; “Hem eğlendik, hem üzüldük, hem de direndik. Zor günler geçirdik. Karadağlılar bir daha böyle bir zulme geçit vermeyecek. Bundan böyle hiç bir şirket bu dağa gelip maden arayamaz.” dedi.

10264579_608561945930454_1755979564393692839_n

“Diren Karadağ” ünlemi direnişle adeta bütünleşti. Çanakkale’deki etkinliklere, festivallere ve diğer çevre mücadelesi eylemlerine bu pankartla katılan köylüler, altın madenine direndiklerini her fırsatta dile getirdi, destek istedi. Kah köy evlerinin duvarlarına asıldı; kah bir kuklanın avucunda, hatta mizah dergisi Leman’da Güneri İçoğlu’nun “Gönül Adamı” sayfasında karşımıza çıktı. Diren Karadağ sosyal medya grubunda köyde yaşananlar an be an paylaşıldı.

16714_608562185930430_5987617373001802880_n

Yazın her fırsatta köy meydanında toplanan, eylemlere hep birlikte katılan köylüler kış vaktinde evlerine çekilip kapılarını kapatmamalıydı. Köy merkezinde boş bir dükkan kiralandı; “Karadağ Etkinlik Merkezi” oldu adı. Köylüler artık burada bir araya geliyor, film izliyor; direniş ve dayanışmanın devamı için neler yapabileceğini konuşuyor. Etkinlik Merkezi’nin duvarlarında; köye ait eski fotoğraflar ve eşyaların yanı sıra, Karadağlıların direnişinden objektife yansıyanlar sergileniyor.

1780267_10205008819086355_1046504914298185066_o

Çocuklar da Karadağ Etkinlik Merkezinin müdavimlerinden. Karadağ Çocuk Grubunu kurdular hemen. Satranç öğreniyor, drama çalışıyor, kitap okuyor, resim yapıp şiir yazıyor; Mustafa dedelerinin anlattığı masalları dinliyorlar birlikte. 10679561_10205088430476590_3499410749295967461_o

Rivayet edilir ki; 100 yıl önce Bulgaristan’dan göçerken dedeleri, geride bıraktıkları topraklarından aşina oldukları eğrelti otunu Karadağ eteklerinde gördüklerinde ‘Biz eğrelti otumuz olmadan yaşayamayız.’ diyerek bu eski Rum köyünü seçti. Köyleri Karadağlılara dedelerinin emaneti. Kararlılıkları, inatçılıkları, eğlenceli tarafları, manileri, kadim geçmişleri gibi.  Altın madencileri köylerine sondaj makinalarını kurana kadar kendi halinde bir yaşam süren Karadağ’da yazdan bu yana çok şey değişti. Altın aramak için havalarını ve yemyeşil doğayı kirleterek topraklarını ve su havzalarını delmek isteyen şirkete fırsat vermeyerek sondaj çalışmaları başlamadan açtıkları davaya yürütmeyi durdurma kararını alarak herkese örnek olan köylüler; çevre mücadelesinin bundan sonraki seyrini de değiştirdi. Karadağ direndi, şirket köyü terk etti. Çünkü Karadağ’ın eğrelti otu, altından değerli…

 

Bir not: Yazıda kullandığım fotoğraflar için Sevgili Arkeolog Fotoğrafçı – Akademisyen Aykan Özener’e ve Diren Karadağ grubunun sözcüsü Mustafa Önder’e çok teşekkürler. Bir kocaman teşekkür de, direnişin başından bu yana heyecanlarını paylaşan, dostumuz olan, direnerek kazanan Karadağ köylülerine : )