Monthly Archives: Eylül 2015

Alakır Nehri Kardeşliği’ne Suç Duyurusu

Standard
Başka bir dünyanın mümkün olduğu düşüncesinin peşinde on yıl önce İstanbul’u terk ederek Alakır Vadisi’ne, Alakır Nehri’nin kıyısına yerleşen, orada şehirden uzak, ağaçlara, balıklara, suya komşu bir yaşam alanı inşa eden Tuğba Günal – Birhan Erkutlu çifti, HES şirketleri Alakır Nehri’ni borulara hapsedecek projeleriyle kapıya dayandığı günden beri, Alakır’ın dostlarıyla birlikte nehrin çığlığının sesi oluyor. Antalya’nın Kumluca İlçesinde, Alakır Nehri üzerindeki HES’lere karşı mücadele eden, yıllardır “Alakır özgür akacak.” diyen Alakır Nehri Kardeşliği, bir yandan şirketlerin doğa talanına karşı vadideki canlıları savunurken bir yandan da haklarında açılan davalar ve suç duyurularına karşı kendilerini savunmaya çalışıyor.
birhan
Doğduğu yerden denize döküldüğü yere kadar 70 kilometre boyunca  1. Derece Doğal Sit Alanı olduğunu ilan eden karar, Danıştay 14. Dairesi tarafından geçen yıl onanmasına rağmen üzerinde dördü tamamlanmış 8 HES projesinin ve inşaatların devam ettiği, Metamar/Dedegöl Enerji ile Ado Enerji şirketlerinin faaliyet gösterdiği Alakır Nehri’nde doğa katliamına direnen Tuğba Günal, Birhan Erkutlu ile 3,5 yaşındaki kızı Cana Işıkla birlikte Alakır Vadisi’nde yaşayan Elif Arığ, kendilerini mücadeleden vazgeçirmeye çalışanlarla da uğraşıyor.
alakır kurudu

Antalya Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, ÇED ve Çevre İzinleri Şube Müdürü İbrahim Özçelik, Alakır Kardeşliği’nden Tuğba Günal hakkında, “Sosyal paylaşım sitesi Facebook üzerinden kendisine hakaret edildiği, hedef gösterici, küçük düşürücü ve rüşvetçi memur konumuna sokulduğu…” gerekçesiyle savcılığa suç duyurusu bulundu. Suç duyurusu kapsamında Antalya Bahçelievler Polis Karakolu’na ifade veren Tuğba Günal,

ÇED müdürünü tanımadığını söyledi. 

Tuğba Günal, “Alakır Vadisi’nde yaşadığım yerde bırakın interneti, telefon dahi zor çekiyor. Facebook kullanmam. Bu şahıs nereden elde ettiyse benim telefon numaramı bulup savcıya “Bu numaradan facebook’a giriliyor. Biz tespit ettik.” diyerek suç duyurusunda bulunmuş. Kim bunlar? “Biz tespit ettik” ne demek? “Biz” dedikleri kim? Hiçbir hukuki izin, soruşturma olmadan nasıl benim özel telefonumu tespit ettikleri iddiası ile suç duyurusunda bulunabiliyorlar ve kendilerini savcı yerine koyabiliyorlar? Hedef gösterici, suçlayıcı bu yalanlar karşısında ve hukuk dışı bu tespitlerle ilgili tüm hukuki girişimleri yapacağım.” dedi.

tuğba
Tuğba Günal’ın ifade vermesi, Alakır Nehri Kardeşliği için ilk değil. Cana Işıkla birlikte Alakır Vadisi’nde çamurdan, çalı çırpıdan yaptıkları evlerinden çıkarıldıktan sonra Birhan ve Tuğba’nın yaşam alanlarını paylaşmaya başlayan, önümüzdeki günlerde kızı ve kendisi için yeni bir yuva yapmaya hazırlanan Elif Arığ da köylülerin hakkında açtığı hakaret davası kapsamında ifade vermişti. Üstelik geçtiğimiz günlerde Birhan ve Tuğba’nın evlerinin önünde silahla 7-8 el ateş edilmişti. Yaşam alanlarının etrafındaki asırlık meşe ağaçlarını kesmekle tehdit edilen Alakır’ın HES direnişçileri, “Ayaklarını denk alsınlar, yoksa bacaklarını kırarız onların” diyen HES şirketi bekçisini de jandarmaya şikayet etmişlerdi.

“Bizi vazgeçiremeyecekler.”

Alakır Nehri Kardeşliği sosyal medya hesaplarını kapatarak Alakır’ın HES direnişini yerelde eylemlerle sürdüreceklerini açıklayan ve Alakır’ın tüm dostlarından hem sosyal medyada hem de sokaklarda şirketlere karşı tepkilerini eylemlerle, yaratıcı pankartlarla, “Ben Alakır Nehriyim” mesajlı fotoğraf ve videolarla, hukuksuz faaliyetlerine karşı suç duyurularıyla dayanışma çağrısında bulunan Tuğba ve Birhan,  HES şirketlerinin ve şirketlerden yana davranan yerel yöneticilerin, köylülerin baskılarına rağmen yılmadan Alakır’daki canlıların yaşam hakkını birlikte savunmaya devam edeceklerini belirtti:

“Bu tarz suçlamalar, baskı politikaları ve Alakır’da yetkililerin denetimsizliği ile devam etmekte olan şirket ekokırımlarına karşı yaşam mücadelesinden hiçbirimizi vazgeçiremezler. Alakır Vadisi’nin danıştay tarafından da onanmış olan ‘1. Dereceden Doğal SİT Alanı kararı’ var. Derdi sadece Alakır’daki canlıların yaşamını korumak olan bizlerle uğraşacaklarına, bu memurlar önce görevlerini yapıp yargı kararlarının yürütmesini uygulasınlar. Bir seneyi aşkın süredir Alakır’la ilgili bu yargı kararı uygulanmamaktadır ve bu hukuksuzluk ve denetimsizlik yüzünden yüz binlerce canlı zarar görmektedir.”

Alakır Nehri Kardeşliği

#BizAlakırNehriyiz

 (Yeşil Gazete)
Reklamlar

Doğal Olarak Genciz! Ekoloji’nin abc’sini Biliriz

Standard

Toplum Gönüllüleri Vakfı ile Yuva Derneği’nin ortaklığında yürütülen Doğal Olarak Genciz! Ekolojik Okuryazarlık Projesi’nin gençlik kampı, 24 – 27 Ağustos tarihlerinde Çanakkale Bayramiç’deki Yeniköy Ekolojik Yaşam Çiftliği’nde yapıldı. Gençlere yönelik ilk ekolojik okuryazarlık projesinin büyük buluşmasına 23 farklı ilden 27’si çevre aktivisti toplam 97 kişi katıldı.

11891494_10152940044571150_7270639347403043605_o

Ekolojik kaygıları olan, doğayla ilişkisini sorgulayan, dünyayı korumak için yapabilecekleri konusunda fikir arayan, bildiklerini çoğaltmak, merak ettiklerine yanıt aramak ve paylaşmak için yola çıkan gençler için atölyeler, ekolojik yaşam deneyimleri, etkinliklerin bağlanacağı uzun sohbetler, içinden müziğin, ritmin, rengarenk ipliklerin ve armağan çemberlerinin geçtiği sürprizlerle dolu dört gün sürecek bir program hazırlandı.

11894668_518955094927215_1768832276177018453_o

Kamp alanına toplu taşıma araçları ile ulaşma kuralının altında yatan ekolojik ayak izini azaltma çabası kampa da yansıdı. Dört gün boyunca etsiz beslenilen kampta, permakültür ilkeleriyle kimyasal kullanılmadan yetişen yerel ürünlerle birbirinden lezzetli yemekler, ekşi mayayla mis kokulu doğal ekmekler yapıldı. Kimyasal sabun, şampuan, diş macunu yerine zehirsiz temizlik malzemeleri kullanıldı. Atıklar ayrıştırıldı, kompost hazırlandı. Yeniköy’deki çiftlikte ekolojik mimari uygulamalarına dair örnekler gören gençler sadece yaşam alanını değil, kuş ve ağaç gözlemi için doğaya yapılan yürüyüşlerde Kaz Dağları’nın eteklerini de tanıdı.

11939231_10153563172216585_2021892626_o

Buğday, Topak ve Petek adı verilen atölye çalışma alanlarında enerji politikalarından iklim değişikliğine, yerel mücadelelerden su hakkına, G20 zirvesinden şiddetsiz eyleme, tarım politikalarından armağan ekonomisine, yenilenebilir enerjiden ekolojik yerleşimlere kadar ekolojinin bütün harfleri tartışıldı. Güneş ocağında yemek pişti, güneş paneliyle cep telefonları şarj edildi. Tarladan domates toplayan, baş ağrısına şifayı bahçedeki otlarda arayan, kamp alanının temizliği ve çiftlikte yapılması gerekenler için iş bölümü yapan gençler, başka bir yaşamı deneyimledi. Kampın en renkli anlarından biri de, müzisyen Tugay Başar’ın eşliğinde “kendin kendini çal” hareketinden doğan beden perküsyonu atölyesiydi.

25

Kampın sonunda dünyanın başına açtığımız sorunları büyük resimde görebilen gençler, çözüm olabilme noktasında yapılabilecekler için birbirlerinden ilham aldı, harekete geçme umudunu paylaştı. İlk olarak 12- 13 Kasım’da İstanbul’da yapılacak olan İklim Forumu ve İklim Yürüyüşüne birlikte katılma kararı çıktı. Ekolojik ayak izini ve  karbon emisyonunu azaltmak için yapılacak kişisel değişikliklerin temeli de orada atıldı.

11951979_949293348465710_3788808825533183033_n

Proje hakkında bilgi veren Yuva Derneği direktörü Erdem Vardar, kampın özünün akran eğitimleri olduğunu yani daha önce ekolojik okuryazarlık eğitimi alan gençlerin bu kampta eğitmen olarak bildiklerini ve hissettiklerini yaşıtlarıyla paylaştıklarını anlattı:

“Ekoloji konusunda temel bilgilerin ezbere dayalı ve yetersiz verildiği sistemin aksine buradaki eğitimleri basit tutarak küçük soru işaretleri yaratıp ekolojinin temel bilgilerinin alınmasını sağlamak ve hayat tarzında küçük değişikliklerin de bir adım dışına çıkarak aktivizme dair konuşabilmek istedik.  Ekolojik okuryazarlık, ekolojinin a b c’sini öğrenmek, en basitinden başlamak demek. Yaşam tarzımızın bu gezegenin bir parçası olduğunu ve onunla uyumlaştırmak zorunda olduğumuzu anlamakla ilgili. Hepimiz burada nasıl yaşıyoruz ve hayat tarzımızı bununla nasıl uyumlu hale getirebiliriz? Gençlere geliştirebilecekleri soru işaretleri bırakabilirsek tamam.”

11224732_518955424927182_6295097301927470217_o

Doğal Olarak Genciz! Ekolojik Okuryazarlık Projesi Koordinatörü Buket Atlı, 2013 yılından beri devam eden proje kapsamında ilk kez düzenlenen ileri düzey eğitim kampında, ekosistemin döngülerini, sorunlarını ve ilişkilerini bilen, eyleme geçmek isteyen gençlerle çevre aktivistlerinin ve ekoloji hakkında bilgi sahibi olmak isteyen ancak daha önce hiç eğitim almamış gençlerin bir araya geldiğini anlatarak eğitimlerin içeriği hakkında bilgi verdi:

“Eğitimlerimizde gezegenin problemlerini iklim değişikliği, çölleşme ve arazi bozulumu, biyolojik çeşitliliğin azalması olarak üç ana başlık altında tartışıp örneklendirerek çözüm arıyoruz. Biz kamptayken Artvin Hopa’da yaşanan sel felaketi iklim değişikliğinin geldiği son noktayı gösteriyor. Eyleme geçmek için dışarıdan birinin gelmesini ve öğretmesini beklemek yerine bizim bilmek, araştırmak ve eyleme geçmeye karar vermemiz gerektiğini anlatıyoruz. Bir şeyleri değiştirebilmek için şu üç denklemin tutması gerekiyor: Bilgili olmak, karar vericilere ulaşmak ve kitlelerin eyleme geçmesini sağlamak. 88 yeni termik santralin planlandığı ülkemizde kasım ayında toplanacak G20 zirvesi sürecinde İstanbul’da düzenlenecek iklim forumu ve iklim yürüyüşüne katılmak,  farkında olmak, alternatif yaratmak, mücadelenin bir parçası olmak çok önemli.”

kamp

Projenin eğitmenlerinden Burak Bilen,  kampa katılan gençlerde gözlemlediği değişimleri paylaştı: “Eğitimin son oturumlarında insanlarda bir endişe oluşuyor, eyvah ben ne yapabilirim diye. Bireysel olarak neler yapabileceğimizi paylaştığımız, birbirimizden ilham aldığımız noktada başlıyor kişisel değişim de. Azot fosfor dengesini bozmamak için fosfor içermeyen deterjanlar kullanma, atıklardan gaz oluşmaması için kompost yapma, enerjiyi daha verimli kullanma, küresel ısınmanın bir numaralı nedeni olan karbon salınımını azaltmak için vejetaryen ya da haftada bir gün etsiz beslenme önerileri geliyor kampın sonunda. Bu kamptan aldığımız güçle, enerjiyle birlikte daha güzel işler yapacağız.”

11879016_518955061593885_8983125598307247518_o

Siz de eğitmen olabilirsiniz

20 farklı şehirde eğitimler vermeye devam ederek 2016 yılı sonunda 2000 gence ulaşmayı hedefleyen projeye dahil olmak için henüz geç değil. Doğal Olarak Genciz! Ekolojik Okuryazarlık Projesi yeni eğitmenlerini arıyor. 3-9 Ekim tarihleri arasında Kaz Dağları’nda gerçekleşecek eğitmen eğitimi programı için son başvuru vakti 15 Eylül Salı günü saat 18.00. Bu haberden heyecan duyan üniversite öğrencileri http://tog.org.tr/tr/hakkimizda/haber/dogal-olarak-genciz-ekolojik-okuryazarlik-projesi-egitmenlerini-ariyor adresinden başvuru yapabilirler. Merak ettiklerini buket.atli@tog.org.tr  adresine mail atarak sorabilirler. Üstelik üniversiteler açıldığında okullarında kurulacak Toplum Gönüllüleri Vakfı stantlarına uğrayarak bulundukları şehirlerdeki eğitimlere katılabilir, toplum gönüllüsü olabilirler.

11057797_518956171593774_7293989156190965451_o

Proje Koordinatörü Buket Atlı, Yuva Derneği ile TOG’un birlikteliğinde yürüyen projenin aralarına yeni katılacak gençlerle büyümesinden duydukları heyecanla, kamp boyunca ekip arkadaşlarıyla birlikte yüzünden eksik etmediği gülümsemesiyle Yeniköy buluşması için hazırladığı kimyasal içermeyen diş macunu tarifini de Yeşil Gazete okurları için paylaştı.

Ev yapımı diş macunu tarifi:

5 tepeleme çorba kaşığı kalsiyum karbonatla 1 tepeleme tatlı kaşığı sodyum bikarbonatı bir kapta karıştırıyoruz. İstenilen kıvama gelmesi için üzerine 3 ya da 4 çorba kaşığı bitkisel gliserin ekliyoruz. Tatlanması ve aroma alması için ise 1 çay kaşığı stevya tozu ve 10 damla uçucu nane yağı katıyoruz. Doğal diş macunumuz hazır. Şırınga içinde saklayıp her kullandığımızda, karbon ayak izimizi küçültmenin ve kimyasal madde kullanmamanın keyfiyle gülümsüyoruz.

(Yeşil Gazete)

 http://yesilgazete.org/blog/2015/09/11/dogal-olarak-genciz-ekolojinin-abcsini-biliriz/

Alakır Nehri Kardeşliği’nden Dayanışma Çağrısı

Standard
Antalya’nın Kumluca ilçesinde, Beydağları’nın zirvesinden doğup Alakır Vadisi’ne can veren Alakır Nehri üzerindeki HES projelerine karşı mücadele eden Alakır Nehri Kardeşliği’nden bölgedeki son gelişmeler hakkında mesaj var. 10 yıl önce İstanbul’dan Alakır Vadisi’ne gelerek Alakır Nehri’nin kıyısına yerleşen ve HES şirketleri Alakır’ın suyunu borulara hapsedecek projeleriyle yaşam alanlarının kapısına dayanana dek komşuları bildikleri ağaçlar, kuşlar, balıklarla birlikte huzurlu bir hayat süren Tuğba – Birhan Erkutlu çifti, bir diğer komşuları Elif Arığ ile birlikte Alakır Nehri’nin özgür akma hakkını yerelde savunmayı sürdürüyor.
biz-alakır-nehriyi
Geçtiğimiz aylarda Alakır Nehri Kardeşliği’nin sosyal medya hesaplarını kapatarak HES direnişini şehir şehir, sokak sokak taşımaya, Alakır’ın kardeşlerini bulundukları yerlerde yapacakları yaratıcı eylemlerle nehrin sesini çoğaltmaya çağıran Erkutlu çiftinin bölgeden verdiği son bilgiler şöyle:
“Alakır’da yine denetimsiz HES şirketi katliamı!
4 Eylül 2015 Cuma gününden beri Metamar şirketi dere yatağının direkt içine izinsiz, kanunsuz ve vicdansız bir şekilde ağır iş makinalarını sokup, kayaları parçalayarak, dere yatağıyla oynayıp bir çok canlıya zarar vermekte ve ileride oluşacak felaketlere zemin hazırlamaktadır. Günlerdir gerek bakanlık, gerek Antalya Valiliğindeki yetkililere telefonla, dilekçeyle ihbarlarda bulunmamıza rağmen sorumlu yetkililer tarafından halen hiçbir girişimde bulunulmamış olup, denetime dahi gelinmemiştir.
Tüm duyarlı dostları “181” nolu ‘Çevre İhbar Hattı’nı arayarak, “Antalya ili, Kumluca ilçesi, Kuzca Köyü Kürce mevkiindeki Metamar şirketine ait Kürce Hidroelektrik Santrali’nin ağır iş makinaları ile dere yatağının direkt içinde yürüttüğü izinsiz faaliyetini” ihbar ederek Alakır’da yaşam mücadelesi veren canlıların yanında olmaya çağırıyoruz.

Yaşamı ve barışı savunmaya devam!

Alakır Nehri Kardeşliği”

Alakır-Nehri-Kardeşliği-234

1. Derecede Doğal Sit Alanı ilan edilmesine rağmen bu kararın uygulanmadığı Alakır Nehri üzerinde dördü tamamlanmış, biri inşaat aşamasında 8 HES projesi yer alıyor. Birhan ve Tuğba, suyun kaynağına yakın ve HES kurulmamış olarak kalan tek bölgede yaşıyor. Şirketler ve destekçisi bazı yerel yöneticiler, onlara ve 3,5 yaşındaki kızı Cana Işıkla birlikte bir yıldır kendi yaptığı evinde yaşayan Elif Arığ’a psikolojik şiddet uygulayarak mücadeleden vazgeçirmeye çalışıyor. Bundan bir süre önce gece vakti evlerinin önünde 7-8 el silah sesi duyulmuş, şantiye şefiyse yaşam alanlarının bitişiğindeki araziyi satın alarak on yıldır komşuluk ettikleri asırlık meşe ağaçlarını kesmek üzere işaretlemişti. Bazı köylüler tarafından hakkında hakaret davası açılan Elif Arığ ise hafta başında Antalya Adliyesi’nde ifade verdi. Son mesajlarında doğa katliamının devam ettiği Alakır Nehri’nde yürütülen izinsiz HES faaliyetlerini ihbar etme çağrısında bulunan Alakır Nehri Kardeşliği, tüm dostlarını Alakır’ın özgür akması ve oradaki canlıların yaşam hakkı için dayanışmaya, nehirle bir olmaya, Alakır’ın çığlığını birlikte duyurmaya bekliyor.

#BizAlakırNehriyiz
(Yeşil Gazete)