Monthly Archives: Ekim 2015

“BIFED, BU SALONDAKİ HERKES GİBİ ÖZGÜRDÜR”

Standard

Dünyanın farklı coğrafyalarında benzer sorunlarla mücadele edenlerin hikayelerini beyazperdede buluşturan ve aynı gökyüzü altında direnenlere hem mücadele yöntemleri hem de belleği aktarma biçimleri hakkında ilham olan Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali (BIFED), 22-25 Ekim tarihleri arasında Bozcaada’da gerçekleşti. Yağmur ve fırtınadan kaynaklı hava muhalefetine ve bazı vapur seferlerinin iptal edilmesine rağmen kalabalık bir ilgiyle takip edilen festival, belgesel film tutkunlarıyla yönetmenleri, yapımcıları, üniversite öğrencilerini ve çevre aktivistlerini bir araya getirdi. Bu yıl ikincisi düzenlenen festivalde 13 ülkeden 16 film büyük ödül için yarışırken, katılımcıların programda yer alan 65 filme yetişebilme gayretiyle zamana karşı başlattığı yarış, yaz yorgunluğunu atma rehavetindeki adayı hareketlendirdi.

Daimi teması ekoloji olan ve bu alandaki sanatsal üretimleri desteklemek, ödüllendirmek, konunun taraflarını bir araya getirmek için geçen yıl başlayan, öte yandan  kömürlü termik santrallerden nükleer santrallere, HES’lerden endüstriyel gıda üretimine, kentsel dönüşümden ağır sanayiye kadar doğayı talan eden, bir çevre felaketine ya da yaşam hakkı müdahalesine dönüşen her türlü girişime karşı yaşamdan yana duranlara  umut vermek, birlikte ve güçlü olduklarını hissettirmek, hem dünyadan hem de mücadelelerinden haberdar etmek maksadı taşıyan BIFED, ikinci yılında da bunu başarırken, baskı ve sansüre karşı özgürlükten yana kullandığı dille de dikkat çekti.

hakan can yılmaz

“BIFED Özgürdür.”

Festival Başkanı Bozcaada Belediye Başkanı Hakan Can YILMAZ, BIFED’in açılış töreninde yaptığı konuşmada, festivallerin iptal edildiği bir ortamda yoluna devam eden BIFED’in tavrına şu sözlerle değindi: “Ülkemizdeki kültür ve sanat etkinliklerinin üzerindeki baskı ve sansür tehdidine rağmen tamamen bağımsız ve özgür bir etkinlik olan BIFED bu salondaki herkes gibi özgürdür. Adana Altın Koza Film Festivali’nin seyircisiz yapıldığı, Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin belgesel bölümünün tamamen iptal edildiği, Belgesel Sinemacılar Birliği’nin 1001 Belgesel Film Festivali’nin belirsiz bir tarihe ertelendiği, İstanbul Film Festivali’nin baskı ve sansür yüzünden ödül töreninin bile yapılamadığı bir ortamda bu festivalin Bozcaada’da planlandığı gibi gerçekleşiyor olması çok önemlidir.”

Aynı Gökyüzü Altında

Belgesel gösterimlerinin yanı sıra salonların önünde film başlayana dek süren sohbetlerle, bir yanda başka projelerde de karşılaşma temennisiyle iletişim adresleri not edilirken, diğer yanda ekolojik mücadeleler hakkında aktarılan deneyimlerle film araları da oldukça renkli geçti. Japonya, Myanmar, Şili, Meksika, Kore, Fransa, İtalya, Türkiye, İsveç yapımı belgesellerle geniş bir coğrafyanın ekoloji ve direniş hikayelerinden parçalar adada birleşti. Tohum alma ve saklama atölyesi, film sonlarında yönetmenlerle yapılan söyleşiler kadar, geçen yıl altı binden fazla zeytin ağacı kesilen Manisa’nın Soma ilçesindeki Yırca köylülerinin kömürlü termik santral direnişinden kadınların sabun üretimiyle ekolojik mücadeleye evrilen hikayeleri de ilgiyle dinlendi.

söyleşi

Belgesellerle dolu dolu geçen festivalin 24 Ekim Cumartesi akşamı yapılan ödül töreninde konuşan Festival Başkanı Bozcaada Belediye Başkanı Hakan Can Yılmaz, bir kez daha barışa ve BIFED’in bağımsızlığına vurgu yaptı: “Toplumsal huzura ve toplumsal barışa ihtiyaç duyduğumuz bu günlerde bu festival bize bir şey hatırlattı. Biz biriz, biz birlikteyiz. Ülkemizde yaşananlardan dolayı üzgünüz ama umutsuz değiliz. Kırgınız ama çaresiz değiliz. Etkilendik ama pes etmiş, korkmuş değiliz. Sanata da sahip çıkacağız yeşile de. Ağaca da sahip çıkacağız nehre de. Kültüre de sahip çıkacağız geleceğe de. Biz güzel olan her şeyi seviyoruz. Biz artık ölümleri değil barışı konuşmak istiyoruz. Biz var oldukça bir tek başak tanesi susuz, bir tek zeytin dalı yalnız kalmayacak. Söz veriyoruz.” sözleri, salondakilerden büyük alkış aldı.

funda alpp

Yapımcı ve senarist Funda Alp, ABD’li belgesel yönetmeni ve insan hakları aktivisti Liz Miller, Yunan sinema yazarı Maria Chalkou, belgesel yönetmeni ve yapımcı Manou Khalil, gazeteci ve belgesel yönetmeni Banu Güven, yönetmen Özcan Alper, belgesel yapımcısı Gaye Günay ve Cinemambiente Festivali Yönetmeni, GFN kurucusu ve sinema yazarı Gaetano Capizzi’den oluşan festival jürisi, seçim yaparken zorlandı. Kazananları açıklamak üzere sahneye çıkan jüri üyesi yapımcı ve senarist Funda Alp, BIFED’e Türkiye’deki nadir sansürsüz festivallerden biri olduğu için teşekkür edip, Ankara’daki bombalı saldırıda hayatını kaybedenlere saygılarını sunduklarını söyledikten sonra konuşmasına yaşamı savunduğu için kimsenin öldürülmediği, herkesin özgürce yaşayabildiği bir dünya temennisiyle başladı.

Bozcaada doğumlu ressam, gravür sanatçısı Fethi Kayaalp anısına ithaf edilen 7000 TL değerindeki birincilik ödülü Şili’ye, Bettina Perut ve Iván Osnovikoff’ın yönetmenliğini yaptığı  “Surire” adlı filme gitti.

ödüll

Yönetmenliğini Anna Roussillion’ın yaptığı Fransa yapımı “I am the People / Ben Halkım” adlı belgesel ikinci, Paolo Pisanelli’nin yönetmenliğini yaptığı İtalya yapımı “Good Morning Taranto/ Günaydın Taranto” adlı belgesel üçüncü oldu. Jüri, mansiyon ödülünün kazananı, zor kış koşulları altında çalışan sazlık işçilerinin, aldıkları cüzi ücretle geçimlerini sağlama ve borçlarını bitirme mücadelelerini anlatan  “Çibik” filminin yönetmeni Ardahan Üniversitesi Öğretim Görevlisi Turgay Kural için “Duygusal, çağrışımlarla ve gelecek sinema macerasında çok iyi olacağına dair potansiyel dolu olan genç bir yönetmenin filmini desteklediğimizi belirtmek isteriz. Ondan birçok iyi film göreceğimizi inanıyoruz.” yorumunda bulundu.

cibik

Öğrenci filmlerine destek olmak için bu yıl ilk kez verilen “GAIA” ödülü, festivale “The Archipelago / Takımada” adlı belgeseliyle İngiltere’den katılan Benjamin Huget’in olurken, mansiyon ödülünü Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencisi Murat Haksever “Çoban” adlı belgeseli ile kazandı.

Genç belgeselcilere ilham olsun

Kazanan filmlerin gösterildiği ve katılımcıların adayla vedalaşma vaktinin geldiği son gün, Festival Yönetmeni Petra Holzer, BIFED‘i Yeşil Gazete için değerlendirdi. “Katılımcıların ve ada halkının festivale ilgisi çok güzeldi. Mutluyuz. Dünyadan ortak problemlerimizi paylaştık, çözümü araştıran ve yol gösteren filmler de vardı, nükleer atıklar gibi çözümsüz problemler de. Keşke herkes bu filmleri izleyebilse. Uluslararası, yarışmalı, uzun metrajlı iyi filmlerin gösterildiği festivaller pek kalmadı. Bu gidişle tek ya da sonunculardan biri olacağız ki bu çok üzücü bir durum. Şimdi üçüncüsü için çalışmaya başlayacağız. Daha çok yönetmene, daha çok izleyiciye ulaşmalıyız.  Belgesel çekmek özen istiyor, çok çalışmayı ve sanat dokusunu gerektiriyor. Umarım ki bu filmler ilham olsun yönetmenlere, daha iyisi için heyecan duysunlar. Türkiye’de belgeselciler için böyle bir alan var, filminizi gönderebilirsiniz, gösterilir diyebilmek çok önemli. Bunu bilmek destek olsun, güç versin onlara ve devam etsinler.”

Festivalde gösterilen ve ödül kazanan filmlerle ilgili ayrıntılara http://www.bifed.org/ adresinden ulaşılabilir.

http://yesilgazete.org/blog/2015/10/31/bozcaada-uluslararasi-ekolojik-belgesel-festivali-bu-salondaki-herkes-gibi-ozgurdur/

 

 

Reklamlar

BOZCAADA ULUSLARARASI EKOLOJİK BELGESEL FESTİVALİ BAŞLIYOR

Standard

Aynı gökyüzü altında direnenlerin hikayeleri, Çanakkale’nin dört tarafı sularla çevrili, bereketli bağlarının üzümü lezzetli, o bağlar betona dönüşmesin diye mücadele eden şirin ilçesi Bozcaada’da bir araya geliyor. Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali (BİFED) için geri sayım hızla sürüyor. 22 – 25 Ekim tarihleri arasında ikincisi gerçekleşecek olan festivalde, konularına göre yediğimiz nedir, enerjinin bedeli, turizmin bedeli, yerel yaşam – yaşam hakkı, yerleşimler, geriye bakmak, iş, çatlamalar, yaşamın gölgeli alanları ve duyuların sınırları olarak on kategoride özetlenen belgeseller, dünya üzerinde benzer sorunlarla mücadele edenlerin ortak ve farklı mücadele yöntemleriyle ilham taşıyor.

bifedd

Bu yıl 45 ülkeden 180 filmin başvuruda bulunduğu BİFED’in yarışma bölümünde 13 ülkeden 16 film yer alacak. Kömürlü termik santraller, nükleer santraller, HES’ler, doğayı talan eden, bir çevre felaketine ya da yaşam hakkı müdahalesine dönüşecek her türlü girişime karşı yaşamdan yana duranlara umut vermek, birlikte ve güçlü olduklarını hissettirmek, hem dünyadaki diğer felaketlerden, gelişmelerden, hem de birbirlerinden ve mücadelelerinden haberdar etmek amacındaki festival boyunca beyaz perdeye altmış beşten fazla film yansıyacak.

bifed bifed

Japonya, Myanmar, Şili, Meksika, Kore, Fransa, İtalya, Türkiye, İsveç yapımı belgesellerle oldukça geniş bir coğrafyaya yayılan festivain yarışma bölümünde gösterilecek filmlerin konuları nükleer felaketlerden dijital kirliliğe, küçük ve yöresel tarımdan küresel gıda üretimine, göçten yoksulluğa ve su kaynaklarının tükenmesine, tarım işçilerine, kırsaldan şehre yaşam mücadelesine ve direnişlere uzanıyor. Dayanışma hareketleri, kırsal nüfusun hayatta kalma hikayesi ve sürdürülebilir-yenilenebilir enerji üretimi mücadelelerinin hükumetler ve çok uluslu şirketlerin engellerine takılarak nasıl çevresel bir kabusa dönüştüğü sorgulanıyor.

TOHUM TAKAS ŞENLİĞİNDE YEREL DİRENİŞ HİKAYELERİ

BİFED’in festival başkanlığını Bozcaada Belediye Başkanı Hakan Can Yılmaz, festival koordinatörlüğünü yönetmen Ethem Özgüven, festival yönetmenliğini ise Petra Holzer Özgüven üstleniyor. Daimi teması ekoloji olan ve bu alandaki sanatsal üretimleri desteklemek, ödüllendirmek, adanın ve yörenin ekolojik sorunlarıyla ilgili bilim insanlarını, sanatçıları ve yerel üreticileri bir araya getirmek niyetiyle geçen yıl oluşan BIFED, bu yıl da film gösterimlerinin yanı sıra sergiler, atölyeler, üzüm ve bağcılık üzerine paneller ve tohum takas şenliği ile çeşitlenecek. Geçen yıl zeytin nöbetiyle tanıdığımız, Manisa’nın Soma ilçesinde köylerine bölgenin ikinci termik santralinin kurulmasını engelleyen Yırca köyünün kadınlarının termik santral direnişinden sabun üretimine evrilen hikayeleri ve kendilerine alternatif bir geçim kaynağı yaratan “Kömürün İsi, Sabunun Misi” girişimleri de festivalde dillendirilecek.

Belgesel izleyicisiyle dünyanın ekoloji hikayelerini Ada’da bir araya getirecek olan festivalde Fethi Kayaalp Büyük ödülü için yarışacak ve ilk üçe girecek filmlere toplam 15 bin TL ödül verilecek.

FESTİVAL JÜRİSİ

Bu yılki Festival Jürisi yapımcı ve senarist Funda Alp, ABD’li belgesel yönetmeni ve insan hakları aktivisti Liz Miller, Yunan sinema yazarı Maria Chalkou, belgesel yönetmeni ve yapımcı Manou Khalil, gazeteci ve belgesel yönetmeni Banu Güven, yönetmen Özcan Alper, belgesel yapımcısı Gaye Günay ve Cinemambiente Festivali Yönetmeni, GFN kurucusu ve sinema yazarı Gaetano Capizzi’den oluşuyor.

ÖĞRENCİ FİLMLERİNE DESTEK İÇİN GAİA ÖDÜLÜ

Bu yıl BIFED’in öğrenci filmlerini desteklemek ve farklı bir yarışma alanı sağlamak için eklenen bölümünde Gaia Ödülü için yarışacak öğrenci filmleri,  İşçi Filmleri festivali kurucularından fotoğraf sanatçısı Alaattin Timur, Eurocup Moskova Çevre Filmleri Festivali kurucu yönetmeni Anastasia Laukannen ve sinema yazarı Janet Barış’tan kurulu jüri tarafından değerlendirilecek. İstanbul Uluslararası Çocuk Filmleri Festivali’nin işbirliğiyle gerçekleşecek Anka Atamer Çocuk Filmleri bölümü, küçük izleyicilerin dikkatini çekecek.

22-25 Ekim tarihleri arasında Bozcaada, hem belgesel film festivalinin hareketliliği, hem kendiliğinden anlatacağı üzüm bağları, havası ve el değmemiş kıyıları için neden ‘gelişmemeye’ direndiğinin hikayesi, hem de bir film karesi tadındaki sokakları, köşe başlarını tutan ada kargaları ve sonbahar renkleriyle festivale gelenleri karşılayacak.

BIFED 2015  Yarışma Finalistleri:

A Lullaby under the Nuclear Sky / Nükleer Gökyüzü Altında Bir Ninni, Kana Tomoko, Japan,  2014,  69’
A River Changes Course / Yönünü Değiştiren Nehir, Kalyanee Mam, Cambodia, 2012, 83’
Aftermath, the second flood / Sonuç-İkinci Taşkın, Raphael Barth, Austria/ Germany/Ireland, 2014, 82’
Bikes vs Cars / Bisikletler Arabalara Karşı, Fredrik Gertten, Sweden, 2015, 88’
Figures in the Water / Sudaki Suretler, Erkal Tülek, Turkey, 2011, 74’
Good Morning Taranto / Günaydın Taranto, Paolo Pisanelli, Italy, 2014,84’
I am the People / Ben Halkım, Anna Roussillon, France, 2014,111’
Land Grabbing / Arazi Kapışması, Kurt Langbein,  Austria, 2015, 94’
Metamorphosis / Metamorfoz, Sebastian Mez, Germany, 2013, 84’
Microtopia / Mikrotopia, Jesper Wachtmeister, Sweden, 2013,
Reed / Çibik Turkey, Turgay Kural, Turkey, 2014, 22’
Sunu, Mexico, Teresa Camou Guerrero, 2015, 85‘
Surire, Bettina Perut, Iván Osnovikoff, Chile, 2014, 80’
The Messenger / Ulak, Su Rynard, Canada/France, 2015, 90’,
This land is our land / Bu Topraklar Bizim Topraklarımız, Sai Kong Kham, Myanmar, 2014, 30’
TURAB, Hasan Basri Özdemir, Musa Ak, Turkey, 2015, 26’
Wind on the Moon / Ay’daki Rüzgar, YI Seung-Jun,  Rep of South Korea, 2014, 100’

Gaia Ödülü Adayları:

Ben alemin biberini yemem / I don’t eat anybody’s pepper, Şeref Pehlivan, Turkey, 2014, 23’
Çırak / Apprentice Ramazan Dinler, Turkey, 2015, 20’
Çoban / Shepherd, Murat Haksever, Turkey, 2013, 20’
Dream of San Juan / San Juan’ın Hayalı, Jan Paweł Trzaska, Joaquin del Paso, Poland, 2015, 48’
Invisible / Görünmez, Zofia Pregowska, Poland, 2014, 22’
Komorebitatchi, Sophie Perrier, Switzerland, 2014, 15’
Ter / Sweat, Elif Çerrahoğlu, Turkey, 2015, 10’
The Archipelago / Takımada, Benjamin Huguet UK/France, 2015, 40’
Tyres / Lastik Tekerlekler, Kyaw Myo Lwin, Myanmar, 2013, 30’

www.bifed.org

 

Yeşil Gazete, https://yesilgazete.org/blog/2015/10/20/bozcaada-uluslararasi-ekolojik-belgesel-festivali-basliyor/

Bu tezgahta hünnap çekirdeği geçer

Standard

Dünyanın güneşin etrafındaki seyrinin peşinde, güneş ışınlarının oğlak ve yengeç dönencelerine düşme açılarından zuhur eden mevsim değişikliklerinin takvimde denk geldiği tarihlerde zamanın ritmini tutmak isteyen bir grup dünyalı, gündönümlerini “Takas Şenliği” ile kutluyor. Çanakkale’de son iki yıldır 23 Eylül, 21 Aralık, 21 Mart ve 21 Haziran tarihlerinde, sosyal medya üzerinde kararlaştırılan bir sokağın köşesinde takas tezgahları kuruluyor.

takasvv

İndirim kampanyalarının baştan çıkaran vaatlerine kapılıp ihtiyacım var mı diye düşünmeden alınmış, bir gün nasıl olsa giyerim temennisiyle saklanmış ama dolabın bir kenarında unutulup kalmış türlü çeşit kıyafetler, ayakkabılar, takılar, kitaplar, içinde kadim bilgiler de saklayan tohumlar, hatırası üzerinde eşyalar birbirine karışıyor. Seç, beğen, al!
Bu tezgahta para değil, hünnap meyvesinin çekirdekleri geçiyor.

hün

Gündönümlerinin takas ile şenlenmeye evrilme sürecinin başından beri içinde olan Emine Sürücü, “Tüketimlerimizi gözden geçirdik ve ne kadar çok tükettiğimizi gördük. Evimizde çok fazla kıyafetimiz, kullanmadığımız eşyamız varken hala almaya devam ediyoruz. Oysa birbirimizde işimize yarayacak öyle çok şey var ki. Biz de takas yapmaya, eşyalarımızı kullanılabilir ve faydalı hale getirmeye karar verdik. 2013 Aralık ayında ilk takasımızı yaptık, para birimi olarak da hünnap çekirdekleri kullandık. 1’den 5’e kadar değer biçtik. Her gündönümünde takaslaşmaya devam ediyoruz. Yakın arkadaşlarımın dolabında öylece duran ama benim işime yarayabilecek şeyler takasta ortaya çıktı. Ben onları kullanmaya başladım, onlar da benden aldılar. Utanma denen şey aradan kalktı.” diye bir yandan anlatırken bir yandan tezgahtakilere göz attı.

hün1

Geçtiğimiz 23 Eylül ekinoksuna binaen kurulan takas tezgahına rengarenk şallarıyla dahil olan Ilgın Aloha, “Gündönümünde  takas yapmak benim için almak ve vermek dengesini bulduğum, bunun için heyecanlandığım bir zamanı kovalamak, kolaylıkla paylaşmak demek. Elden çıkarmayı, bundan korkmamayı öğrenmek… Kime verdiğimin ve kimden almadığımın önemli olmadığı bir dünya güzel.” diye tarif ettiği şenliklerde dolabının çehresini epey değiştirenlerden.

takasvb

Sadece kıyafetlerin, fazla eşyaların değil fikirlerin de takas edildiği gündönümü şenlikleri sohbetlerle, tezgahtan edinilen yeni eşyanın eski hikayesiyle, “Bunun bir beden küçüğü var mı?” esprileriyle gün boyu sürüyor.  Mevsim yazdan sonbahara, kıştan ilkbahara döndükçe takas tezgahının da vitrini değişiyor. Kışlık kıyafetlerin hava sıcaklığıyla ters orantılı yükselen cep yakıcı etiketlerinin aksine pek şekilli “hünnap” yazı karakterlerinin karşıladığı, görenin karıştırmaktan kendini alıkoyamadığı tezgahlarda en fazla beş hünnap çekirdeğine  montlar, bol cepli spor pantolonlar, kışın soğuğuna zırh vazifesinde kalın kazaklar bulmak mümkün.

takas

Takas  tezgahının başında çocuklar gibi şen eline geçirdiği yeni kıyafetlerini deneyen Yağmur Şahin, takasa gönüllü insanlarla bir arada olmaktan ve her gündönümünde daha da kalabalıklaşarak buluşmaktan duyduğu mutluluğu gizlemiyor. Başka bir alışverişin mümkün olduğuna ve yeni bir şeye sahip olmak için para vererek satın almaya değil onu hikayesiyle birlikte aramaya hatta sahip olmak kalıbını da aşarak eşyayı kullandıktan sonra bir başka şenlikte tekrar tezgaha koyup o döngünün devam etmesinin gizemine inananlar gündönümlerini iple çekiyor. Aslı Özkan, “Çocukluğumdan beri ikinci el giyinmeyi seviyorum. Bir anlamı, hatırası oluyor ikinci el kıyafetin. Gidip mağazadan reyondan kıyafet almaktansa arkadaşımın ya da hiç tanımadığım birinin kıyafetini giymeyi tercih ederim.” diyor.

takas11

Gündönümü yaklaştıkça takas şenliğinin de ayak seslerinin duyulmasının hem  heyecan uyandırdığını hem de artık ellerindeki eşyaları o vakte kadar takas için sakladıklarını anlatan İdil Ateşli için takas şenliğinin gündönümleriyle kesişmesinin temizlik, arınma, yenilenme ve tüketim kültürünü bir şekilde değiştirebilme gibi anlamları da var. Tezgaha “Amaç gerçekten kıyafetimizi değiş tokuş etmek mi, yoksa başka şeylerin mümkün olduğunu iletmek mi? sorusunu da bırakan İdil, “Fazla eşyaya ihtiyacımız olduğunu düşünmüyorum. Var olan şeyleri aramızda döndürerek ve bunu daha büyük çemberlere yayarak, sadece kendi içimizde kalmayıp bunu pazar gibi dışarıya açık yaparak mümkün olduğunca yaymaya çalışıyoruz.” diyerek şenliğin ilham veren ruhuna çağırdı.

kalabalık

Bir sonraki gündönümü 21 Aralıkta. Yılın en kısa gününü takasla uzatmak, yeni yıla girmeden üzerimize yük eşyaları değerlendirecek yeni ellerle buluşturmak, ihtiyacımız olana para yerine koyacağımız hünnap çekirdeği minvalinde bir aracıyla ulaşmak, yaşadığımız yerlerde takas tezgahları kurarak başka bir dünya inancındakilerle karşılaşmak, hayatı şenlik tadında yaşamak için gündönümü bahane.

takasvfv