Monthly Archives: Kasım 2015

Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali Çanakkale’de: Hem renk hem de dans…

Standard

Bazı hikâyelerin hayata bakış açısını kökten değiştirebileceği ve bazı filmlerin izleyici önünde yeni pencereler açacağı anlayışıyla sekiz yıldır yaşama, insana, doğaya dokunan, bir şeyleri değiştirme arzusuna coşku katan filmleri perdeye taşıyan Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali (SYFF), bu yıl eş zamanlı gerçekleştiği 20 farklı şehirden, farklı etkinlikler ve etkilerle geçti. Sürdürülebilir Yaşam Kolektifinin “Siz de yapabilirsiniz” çağrısına kulak veren yerel ekiplerin işbirliği ile, iklim değişikliği, tarım, enerji, su, ulaşım, tüketim konularında, aynı gökyüzü altında başka coğrafyalarda karşılaşılan birbirine aşina sorunların nedenlerini sorgulayan 30 belgesel ve kısa film gösterildi. Programda yer alan filmlerden biri, festivalin 20-22 Kasım tarihleri arasında gerçekleşen Çanakkale ayağına ilham verdi, yaşları 30 ile 75 arasında değişen on kadın, hayatlarında ilk defa sahneye çıktı, dans etti.

Dansın gücü adına!

ssyf17_6304211787260385216_n

Bir süre önce Çanakkale’ye yerleşen dansçı Esra Yurttut, ödüllü yönetmen Peter Goldsmid’in dansın dil, ırk ve yaş bariyerlerini aşarak iki sokak çocuğunun hayatını nasıl dönüştürdüğünün hikayesini anlattığı “Sokaktan Çıkış Dansta / Dance Up From The Street” adlı belgeselinden çok etkilendi ve film üzerine festival izleyicileriyle dansın dönüştürücü gücünü konuşmak yerine bunu deneyimlemelerini istedi. Yolu, Esenler Sosyal Yaşam Evi’nden kadınlarla kesişti. Esra Yurttut, SYFF Çanakkale sahnesinde onlarla birlikte gerçekleştirmek istediği hayalini anlatınca kimi daha önce hiç dans etmediğini öne sürdü, çekindi, kimi hareket olur, değişiklik iyi gelir dedi ve böylece dansın daveti 10 kadının gönlünü çeldi.

O zaman renk ve dans…

ssyf83_n

Sadece iki prova alarak “tanışma oyunu” gösterisini hazırlayan kadınların üçüncü kez buluştukları yer sahnedeydi. Sokaktan Çıkış Dansta filmini birlikte izledikten sonra sahneye çıkıp dans eden kadınların mutluluğu ve enerjisi izleyicilere de geçti. Daha önce hiç sahneye çıkmamış, dans etmemiş kadınların dansın dönüştürücü gücünü deneyimledikleri beş dakika süren gösterinin üzerine yapılan söyleşide, dansla sağlanan ruh, beden, zihin bütünlüğü, denge, duygular, özgüven, dansla aramıza koyduğumuz engeller, önyargılar ve bunları aşmanın mümkün olduğu konuşuldu.

“Herkesin bir dansı var.”

Böyle bir deneyimi ve hikayeyi paylaşmaktan bir hayli memnun olan dansçı Esra Yurttut, “İzlediğimiz filmde, tutunacak bir şeyi olmayan insanların sadece dans ettikleri, hareket halinde oldukları için mutlu olduklarını görmek çok düşündürücü ve ilham vericiydi. Farklı hayatlardan, farklı kişiliklerde yaşları 30 ile 75 arasında değişen 10 kadınla dans ettik. Ben yönlendiriciydim ama hepimiz birbirimize bir şey öğrettik. İletişimimizi dans üzerinden kurduk. Hiç konuşmadan sadece hareketlerle anlaşabileceğimiz, birbirimize izin verdiğimiz ve saygıyla izlediğimiz bir dil oluşturduk. Bu dans, hepimizin dansıydı. Kadınların dans edebiliyorum, benim bir gösterim var özgüvenini ve aramızda doğan  sevgiyi izleyen herkes hissetti.” dedi.

ssy946906_n

Esra Yurttut, ritm duygusunun kalp ritmiyle birlikte başladığını, çocukken dans ettiğimizi ama zamanla araya engeller girdiğini, dansı hatırladığımız an dönüştürücü gücünün hayata, doğaya ve kendimize olan bakışımızı değiştireceğini anlatarak, “Ama ben dans edemem ki” diyecek olanlara yanıt verdi: “Herkes dans edebilir. Yüksek bir beklenti içine girmeyip kendinle uyumlu olunca, kendini kabul edince ortaya bir dans çıkıyor. Duygular dengeleniyor, şifası da burada başlıyor. Kendimizi bedenimizle ifade etme niyeti, ben dans edemem engelini ortadan kaldırıyor, önyargıları yıkıyor. Kendini tanımak, sınırlarını bilmek, kendi bedeninle merakla ilişkiye geçmek… Kollarım gerçekten nerede, hareket alanım ne kadar? Üzgünken ya da  mutluyken bedenim nasıl bir pozisyonda? Bilinçli olarak bunlarla oynarsam duygularım da değişir mi? Bütüne farklı şekillerde bakmak, bedene araştırmacı olarak yaklaşmak… İşte bunlar hep dans.”

Çanakkale SYFF’de kentten kırsala değişim ve mücadele

Erkan Yavuz Deneysel Sanat Atölyesi’nde PAN Görsel Kültür DerneğiÇOMÜ Sinema ve Medya Topluluğu ile ÇOMÜFOT tarafından gerçekleştirilen festivalde, kentten ayrılıp kırsala yerleşenler ile kırsalda alışageldikleri yaşamları termik santrale karşı mücadele ederken değişenlerin hikayeleri de anlatıldı. 11 kömürlü termik santralin planlandığı Çanakkale’de termik santral inşaatının devam ettiği Karabiga’da yaşayan 65 yaşındaki Asiye ÖgeKarabiga Temiz Doğa Derneği adına katıldığı söyleşide yaşadıklarını anlattı: “Karabiga’da termik santral olmasın diye ne yürüyüşler yaptık. ÇED toplantısında kapıların önüne oturduk, yetkilileri içeri sokmadık ama imzalandı dediler. Davalar açtık, kazandık ama inşaat devam ediyor. Termik santral kurdukları yerde Parion Antik Kenti var, Akdeniz fokları, caretta carettalar var. Hadi insanları düşünmüyorlar, onları da mı düşünmüyorlar?”

asiye

“O termik santraller çalışmaya başlarsa, yaşanmaz Biga’da”

“Çanakkale’nin en verimli toprakları Biga Ovası, siz bunu yok ettikten sona her yer para olsa ne yazar? Bekirli ve Değirmencik’deki termik santrallerden bu yıl bütün meyvelerimiz, zeytin ağaçlarımız kurudu. Bahçemde organik tarım yapar ürettiğimi pazarda satarken bahçemin ortasından geçen yolu dere ıslahı yapıyoruz diyerek santrale yol yapmak için kazdılar. Zorla on dönümlük üzüm bağımı, zeytin ağaçlarımı kestiler. Kepçelerle tapulu bahçemden toprak alıp denizi doldurdular. Mahkemeyi kazandık ama bunlarla baş edemiyoruz. Termik santralleri istemiyoruz. Birleştiler,doğayı yok edecekler. Biz de sonuna kadar mücadeleye devam edeceğiz.” diyen Asiye Öge, doğayı ve yaşamı savunan herkesi termik santrallere karşı birlikte direnmeye çağırdı.

Filmlerden hikayelere kelebek etkisi

Sürdürülebilir Yaşam Film Festivalinin Çanakkale ile ikinci buluşmasını Yeşil Gazete için değerlendiren organizasyon ekibinden Tuğba Gürbüz, Asiye Öge’nin hukuk mücadelesini anlatmasının çok değerli olduğunu belirterek, “Veriler üzerinden yaşananları çok algılayamıyoruz. Acıyı ve oradaki hukuksuzluğu anlamamız için insanlar üzerindeki değişimi, etkiyi görmemiz gerekiyor. Asiye Teyze’nin hikayesi hepimizi çok etkiledi. Eminim ki bu hikayeyi bilen insanlar bu mücadeleye dahil olacaklar.”dedi. Üniversite öğrencilerinin festivale kolaylaştırıcı ve izleyici olarak katılmalarının, şimdiye dek hiç dans etmeyen kadınların sahnedeki performansı kadar festivale renk kattığını söyleyen Tuğba Gürbüz, başka bir dünyanın mümkün olduğuna inanarak hayatlarını toprakla, doğayla bağ kurarak değiştirmek üzere yola koyulanların hikayeleriyle Kaz Dağları’ndan Karabiga’ya altın madeni ve termik santral mücadelesi hikayelerinin buluşmasının herkese ilham ve güç verdiğini ekledi.

ssyf9369_361906970820839136_n

“Birbirimize ihtiyacımız var.”

Organizasyon ekibinden Emine Sürücü ise festivalin açılışında kurulan yerel üreticilerin ürünleriyle donatılmış masanın festivalin özü ile bağdaştığını ve artık bir gelenek haline geldiğini söyleyerek SYFF’nin herkese iyi geldiğine dikkat çekti: “Çanakkale termik santral ve altın madenciliği bakımından çok dertli ve insanlar zaman zaman  umutsuzluğa kapılıyorlar. Sürdürülebilir Yaşam Kolektifinin festival için seçtiği filmler önce benzer sorunları anlatıyor, sonra da dünyadan farklı örnekler vererek insanlar bunların üstesinden nasıl gelmiş ve siz neler yapabilirsiniz noktasında umutlandırıyor. Ben de bir şey yapabilirim diyorsunuz. Festival sayesinde Kaz Dağları’nda farklı yerlerinde yaşayan, farklı ama özünde aynı sorunlarla uğraşan insanlar arasında bağ oluştu. Hikayelerini paylaştılar ve mücadeleye birlikte devam edecekler.” dedi.

Belki şehre bir film gelir!

Sürdürülebilir Yaşam Film Festivalinde şimdiye kadar gösterilen belgeseller, http://www.surdurulebiliryasam.tv/ adresi takip edilerek izlenilebilir. Önümüzdeki yıl  festival ekibinin “Siz de yapabilirsiniz” çağrısına kulak verir yerelde oluşturacağınız ekiple gönüllü iş birliğine girerseniz, sizin de şehrinize festival gelebilir.

( Bu yazı, 28.11.2015 tarihinde Yeşil Gazete ‘de yayınlanmıştır.)

Reklamlar

Kaz Dağları Köylüleri El Ele, Geçit Yok Altın Madencilerine!

Standard

Altın madenine karşıyız dediler, bunu alkışlarla, sloganlarla, tenekelere vura vura herkese ilan ettiler. Doğduklarından beri yaşadıkları, eşsiz doğasıyla nefes aldıkları, suyuyla, toprağıyla tarım ve hayvancılık yaparak geçimlerini sağladıkları Kaz Dağları’nda altın cevheri çıkarmak isteyen Pumice Madencilik şirketine, altın madenine izin vermeyeceklerini gösterdiler.

kazdağı

Çanakkale’nin Ayvacık ilçesi Kısacık Köyünde “Altın Madeni Ocağı ve Kırma – Eleme Tesisi” projesi için 2013 yılından beri işletme ruhsatı olan Pumice Madencilik adlı şirket, büyük kısmı orman ve bir kısmı şahıs arazisi olan, Kısacık, Baharlar, Güzelköy, Akçin, Dağahmetçe ve Koşuburnu köylerini ve Akçin Göleti’ni de etkisine alan yaklaşık 920 dönümlük alanda altın cevheri çıkarmak için kolları sıvıyordu ki köylülere takıldı.

12212510_10153700522851585_988228717_n

3 Kasım Salı günü Kısacık Köyünde yapılacağı duyurulan ÇED Halkın Katılımı Toplantısı, Kaz Dağları köylülerinin ve çevre il ve ilçelerden gelen çevrecilerin protestolarıyla yapılamadı.

12109245_10208460108849042_1952528212637050998_n

ÇED başvuru dosyasında yazanlara göre şirket açık işletme tekniği ile Kaz Dağları’nın eteklerinde patlatma yaparak ve toprakta basamak halinde oyuklar açarak cevheri yerinden sökecek, 37 yıl boyunca toplam 56 milyon 284 bin ton cevher çıkarıp bunun sonucunda oluşacak aynı miktardaki ekonomik olmayan kayacı bölgede bırakacak, kırma eleme tesisinde kırdığı cevheri piyasaya satışa sunacaktı. Dosyada ne kadar ağaç kesileceğine ve ne kadar su kullanılacağına dair bir bilgi yer almazken, en yakını 380 metre mesafedeki yerleşim yerleri, patlatma sarsıntılarından bir gün köyü terk etmek zorunda kalmaktan, Akçin Göleti’nin kirlenmesinin tarım ve hayvancılığın sonu olmasından korkuyordu. Üstelik şirketin ileride daha önce başka köylerde yaşandığı gibi cevher zenginleştirme tesisi başvurusuyla kapasitesini arttırması ve altını orada işlemesi olasılığından Bergama Ovacık ve Uşak Kışladağ gibi olmaktan endişe duyuluyordu.

DSC_0767

İşte toplantıya katılarak tüm bunları anlatmak, altın madeni istemediklerini, köylerini terk etmeyeceklerini şirket yetkililerine de duyurmak üzere toplantı saatinden önce çevre köylerden yola koyulanlar, Kısacık köyüne varmadan önce yol üzerinde buluştu.

12212069_1080493218636793_1942946125_n

Güzelköy, Koşuburnu, Dağahmetçe ve Akçin köylülerine Çanakkale ve Küçükkuyu’dan gelen çevrecilerin de katılmasıyla büyüyen grup, pankartlar, alkışlar ve sloganlar eşliğinde Kısacık’a girerek toplantı alanına kadar yürüdü.

12187868_10208460093328654_8162439872428935735_n

Köylüler toplantıya alınmadı

Kahvehanenin önünde sloganlarla altın madeni şirketini ve madenden yana tavır takınan Kısacık muhtarını protesto eden köylüler ve çevreciler, ÇED toplantısına katılmak üzere içeriye girmek istedi. Jandarma buna izin vermeyince ve Kısacık köylülerinin bir kısmının önceden içeriye alındığı görünce kalabalık bu duruma tepki gösterdi.

DSC_0742

Gerilimin yükseldiği dakikalarda toplantı salonuna girmek isteyen köylülerle içeride olan bazı Kısacıklılar arasında arbede çıktı. Koşuburnu köylülerinden ikisi hafif yaralandı. Kahvehanenin kapısının kilitlenmesi üzerine dışarıda kalan 300’e yakın kişi sık sık içeri girerek toplantıya katılmak istediğini tekrarladı.

DSC_0822

“Madenci şirket, Kazdağını terket”, “Havama, suyuma, toprağıma dokunma”, “Altın medeni istemiyoruz.” “Kapıyı açın.” sloganlarıyla, alkışlarla  köy meydanını inleten köylüler, kapıdan ayrılmadı. Bu esnada jandarmanın kahvehanenin arka penceresinden sunum yapacak yetkilileri ve bilgisayarlarını alması büyük tepki topladı.

DSC_0826

Altın madenine  karşı, kadın dayanışması

Altın madencilerini protesto eden, çoğunluğunu kadınların oluşturduğu köylüler, kendilerinden habersiz toplantı başlamasın ve itirazlarına rağmen yapıldı denilerek imza altına alınmasın diye gözünü kapısı kilitli kahvehanenin penceresinden ayırmadı. Toplantıya torunuyla gelen 58 yaşındaki Senem Ürer,”Ben doğayla iç içe yaşamaya alışmışım, 3 yaşındaki masum çocuğun yaşamasını istiyorum. Havamız çok güzel, neden altın madeni hayatımızı zehirlesin, sadece kendim için, tüm memleket için söylüyorum, altın madenine hayır!” dedi.

DSC_0789

Koşuburnu köyünden gelen 22 yaşındaki Ferdi Kızgın, “İş vaadiyle kandırıyorlar. Toprağımız, sağlığımız gittikten sonra ne yapalım madendeki işi? Ben çiftçilik yapıyorum, domates yetiştiriyorum ve hep devam etmek istiyorum. Karşıyız.” dedi.

DSC_0734

Kahvehanenin önünde bekleyen kalabalık adına, tek bir kişinin dahi dışarıda kalmaması koşuluyla herkesin toplantıya katılmak istediği, köylülerin altın madeni istemediği, ÇED toplantısına isteyen herkesin katılabileceği ve dışarıda bekleyen köylülere rağmen içeride bekletilen köylülerle yapılacak toplantın geçersiz olacağı açıklaması yapıldı.

12191547_10208460132929644_7641945820791993385_n

Sloganlarını, teneke çalmayı ve protesto ve alkışlarını devam ettiren köylüler kapının önüne etten duvar örerek Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü yetkililerini içeri sokmama kararı aldı. Kadın, erkek, genç, çocuk, yaşlı altın madenine karşı çıkan ve toplantıya katılarak itirazlarını yetkililere de iletmek isteyen, bu gerçekleşmediği için heyecanla protestoya devam eden köylülere sonunda bekledikleri haber geldi. ÇED toplantısı iptal edildi.Kararı alkışlarla karşılayan grup toplantı tutanağı imzalanana ve kendilerine okunana dek kahvehanenin önünü terk etmedi.

DSC_0743

DSC_0749

“Köylünün fendi, madenciyi yendi!”

İda Dayanışma Derneği ve Çanakkale İl Genel Meclisi Üyesi Hicri Nalbant, toplantı tutanağının “Toplantı yerinin çok kalabalık olduğu görülmüş olup, tepkilerle karşılaşılmış ve bilgilendirilmek istemediklerini belirtmişlerdir. Bu nedenle bilgilendirme yapılmamıştır.” ifadesiyle imza altına alındığını açıklayınca rahat bir nefes alan köylüler, dayanışmayla ve direnişle elde ettikleri zaferi alkışlarla kutladı.

12207558_10153700510776585_533127453_o

 Zafer pozu verilirken, bu kez “Köylünün fendi, madenciyi yendi.” Kadının fendi, madenciyi yendi” sloganları atıldı. Kaz Dağları bir kez daha altın madeni tehdidine karşı kadınların en önde olduğu bir savunmayla el ele vererek toplantıyı iptal ettirmeyi başardı. Kaz Dağları Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği ile İda Dayanışma Derneği, nöbete devam edeceklerini ve köylülere rağmen ÇED olumlu kararı almaları halinde köylülerle omuz omuza ve hukuk yoluyla mücadeleye devam mesajı verdi. Kaz Dağları köylüleri, altın madencilerine dünya değeri dağlarını, sularını, temiz havalarını, yaşam haklarını vermeyeceklerini, kadın dayanışmasıyla el ele vererek gösterdi.

Yeşil Gazete, https://yesilgazete.org/blog/2015/11/04/kaz-daglari-koyluleri-el-ele-gecit-yok-altin-madencilerine/

Kaz Dağları Köylerinden Tek Ses: “Altın Madenine Karşıyız!”

Standard

Kaz Dağları direniyor, köylülerin şimdiye dek geçit vermediği altın madencileri denemekten vazgeçmiyor.  Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinde, “Altın Madeni Ocağı ve Kırma – Eleme Tesisi” projesi için 2013 yılında işletme ruhsatı alan Pumice Madencilik adlı şirket, Kaz Dağları’nın eteklerinde patlatma yöntemiyle yılda 750 bin ton cevher çıkarmak istiyor. Şirket, büyük kısmı orman ve bir kısmı şahıs arazisi olarak gözüken  12 bin dönüm ruhsat sahasının  Kısacık, Baharlar, Güzelköy, Akçin, Dağahmetçe, Koşuburnu köylerini etkisine alan yaklaşık 920 dönümlük kısmında cevher çıkarmayı, bunun etrafında kırılmış cevher stok alanı, sosyal tesis, bitkisel toprak ve  ekonomik olmayan kayaç depo alanı, kırma – eleme tesis alanı kurmayı planlıyor.

maden

Projenin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Başvuru Dosyasında cevherin açık işletme tekniği ile patlatarak ve toprakta basamaklar oluşturarak yerinden söküleceği ve kırma eleme tesisinde kırıldıktan sonra piyasaya satışa sunulacağı belirtiliyor ancak cevherin hangi yollarla nereye taşınacağına ve nasıl işleneceğine dair bir bilgi yok.

 Tarım ve hayvancılığa büyük darbe

3 Kasım Salı günü saat 14.00’de, Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı Kısacık köyünde Halkın Katılımı Toplantısı yapılacak.  Projenin ÇED başvuru dosyasında, ‘planlanan tesislerin çevresine ve etki alanına olumsuz bir etkisinin olmayacağı düşünülmektedir’ diye bir ifade yer alsa da, köy halkı onlarla aynı fikirde değil. 37 yıl olarak öngörülen işletme ömrü boyunca 56 milyon 284 bin ton cevher çıkarılıp satılacak ve aynı miktarda oluşan ekonomik olmayan kayaç, Kaz Dağları’nda kalacak. Altın madencileri, cevher çıkarmak için önce ağaçları kesecek, sonra nebati toprağı sıyıracak, daha sonra da kayaçları patlatacak.

Kaz Dağları toz duman!

Her patlama, en yakını 140 metre mesafedeki Kısacık köyündeki evlerde ve çevre köylerde şiddetli sarsıntılar halinde hissedilecek. Binlerce tür canlıya yaşam alanı olan, su taşıyan, oksijen sağlayan Kaz Dağları’nın sonu olacak Kısacık Altın Madeni için kaç ağaç kesecekleri ve ne kadar su kullanacakları ÇED başvuru dosyasında yazmıyor.  Köyünü, toprağını, hayvanlarını, Kaz Dağları’nı terk etmek istemeyen ve Kaz Dağları olmazsa yaşayamam diyen köylüler, altın madenine karşı çıkıyor.

12192793_10153693878036585_2086368167_o

Kaz Dağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, bir hafta boyunca Kısacık Altın Madeni projesinin doğrudan etki alanı içine giren köyleri ziyaret etti. Altın madenciliği ve Kaz Dağları’nda başlaması halinde sadece civardaki köyleri değil tüm bölgeyi bekleyen tehditler hakkında bilgilendirdi. Köylülerin büyük ilgi gösterdiği buluşmalar ortak tepkiyle sona erdi:

Kaz Dağları’nda Altın Madeni İstemiyoruz!  

Proje sahasına 3 buçuk kilometre uzaklığındaki 700 yıllık Akçin Köyü, Kısacık Altın Madeninden en çok etkilenecek köyler arasında. Akçin Göleti burada ve sulama amaçlı kullanılan göletin kirlenmesi durumunda, geçim kaynağı olan tarım ve hayvancılık bitecek. Akçin Köyü muhtarı Cafer Çetin, cevher çıkarılırken oluşacak atığın dere vasıtasıyla köylerine ve gölete geleceğini, göletin kirlenmesinin sulama yapılan alanların da kirlenmesi demek olduğunu, köylerinden asla vazgeçmeyeceklerini ve hep birlikte direneceklerini söyledi.

gölet

“El birlik olursak madenciler gider”

Geçimini tarımdan sağlayan Serkan Kül,  “Bize altın madeninden değil, malımızdan, canımızdan, çocuğumuzdan, birbirimizden fayda var. Eğer maden olursa gölet gidecek, hayatımız bitecek. Altın madenine hepimiz karşıyız. Koşuburnu, Misvak köylerinin domatesi İstanbul’a kadar nam salmış, şimdi ortadan mı kalkacak?” diye sorarken, doğduğundan beri köyde yaşayan 81 yaşındaki Recep Akça, “Kuzularımız, oğlaklarımız ölmesin, Kaz Dağları bitmesin. Madencileri istemiyoruz, gitsinler. Davul zurna çalacağız arkalarından toplantıda. Görsünler Akçinlileri” diyor. 65 yaşındaki İbrahim Yıldız, “Salı günü hepimiz Kısacıktayız. Yalnız kaşnak ötmez, el birlik olursa öter, sonra hepsi yok olur, gider.” derken ellerini çırparak ses çıkarıyor.

12193071_10153694008386585_931950101_o

ÇED toplantısının yapılacağı Kısacık köyü halkının evinin kapısına kadar dayanmış sondaj delikleri. Köylüler, doğup büyüdükleri toprakları bir gün terk etmek zorunda kalmaktan endişeli. Sarsıntıdan, tozdan duramayacaklarını biliyorlar ve Bergama Ovacık, Uşak Kışladağ gibi olmak istemiyorlar. Yırca’da, Kaz Dağları’nın diğer yamacında, Karadeniz yaylalarında direnen kadınların mücadelesinden güç alan Kısacık kadınları, bu projeyi de kadın dayanışmasının durdurabileceğine inanıyorlar.

12190698_10153695442821585_294305013_o

Anılar Bırakılır mı?

Altın madencilerinin patlatarak, Kaz Dağları’nı basamak basamak oyarak cevher çıkarmak istediği alandaki köylerden biri de Güzelköy. Altın madenine karşı bilgilendirme toplantısında Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği Başkanı Süheyla Doğan’ın sunumunu ilgiyle dinleyen köylüler, ÇED toplantısına hep birlikte katılıp Kısacık’a güç vermeye ve altın madencilerine dur demeye hazırlanıyorlar. ÇED toplantısı için oldukça heyecanlı olan Güzelköy kadınlarıyla ayrıca yapılan buluşmada söz alan 71 yaşındaki Bağdat Kır, “Köyümüz bize yeter, biz burada doğduk büyüdük. Kazdağı’nın havası olmadan yaşayamayız. Altın madencilerine gelmeyin diyeceğiz.” derken, “Bizi nereye yollayacaklar, nereye gideceğiz?” diye soran Ünzile Şen, “Biz katlarda yaşayamayız, yerde yaşarız. Tarlamız, hayvanlarımız, Kazdağımız olmadan yapamayız. Perdenin arkasından bakamayız” dedi. Fatma Kurtaran, “Herkesin bir anısı var, anılar bırakılır mı? Hiçbir yere gitmem.” derken söze Fatma Kaygın girdi: “Bizim köydeki bütün herkes madene karşı. En büyük zenginlik sağlık ve huzur. Sağlık olmayınca ne yapalım parayı, bize verecekleri katı?”

12194260_10153695453306585_863673882_o

“Kadının fendi, madenciyi yenecek”

Toplantıya çocuklarıyla katılan Emine İpkin, “Çocuklarım köyde koşuyor, oynuyor, özgür büyüyor. Meyve topluyoruz, bugün mantar toplamaya götürdüm onları öğrensinler diye, buraya maden gelirse nereden öğrenecekler doğayla yaşamayı? Köyümüz gibisi var mı, adı bile Güzelköy.” 59 yaşındaki Senem Ürer, üç yaşındaki torunu Bade için de savunuyor Kaz Dağlarını: “Maden istemiyorum, hastanelere gitmek istemiyorum. Dağımızın doğasıyla, tertemiz oksijeniyle yaşamak istiyorum. Bizi zehirleyip gidecekler, kazandıkları paraları gezip yiyecekler, bizim de hayatımızı bitirecekler. Masumumun yaşamasını istiyorum, yaşamak istiyoruz. Kadının fendi, madenciyi yenecek.”

12190552_10153695441021585_78178964_o

2 bin imza toplandı

Pumice Madencilik şirketinin hazırladığı ÇED Başvuru Dosyasını incelediklerini, büyük eksikler ve hatalar tespit ettiklerini belirten Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği Başkanı Süheyla Doğan, Çevre ve Şehircilik Bakanlığına, Çanakkale Valiliğine ve Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne itiraz dilekçesi verdiklerini, ayrıca Küçükkuyu ve Altınoluk pazarlarında Kısacık Altın Madenine karşı 2 bin imza topladıklarını söyledi.

12180064_10153694174976585_427901548_n

Kısacık, Güzelköy, Dağahmetçe, Akçin’de yapılan köy toplantılarının çok başarılı geçtiğini, Koşuburnu ve Baharlar köylerine de gideceklerini ifade eden Süheyla Doğan,  Kaz Dağları köylülerinin altın madenine karşı olduklarını ve bunu ÇED toplantısında  hep birlikte dile getireceklerini söyledi. Süheyla Doğan,”Yalınkaya Holding’le bağlantısı olduğunu öğrendiğimiz Pumice Madencilik Şirketi’nin yönetim kurulu üyesine, daha önce yönetim kurulu üyesi olduğu başka bir şirkette muhasebe kayıtlarında hile yapmaktan Sermaye Piyasası Kurulu tarafından para cezası verildiği ve savcılığa hakkında suç duyurusunda bulunulduğu bilgisi alınmıştır. Bu nedenle ruhsat sahibi firma bizim açımızdan şaibeli bir firmadır. İnternette bir web sitesi dahi bulunmayan bu şirketin nasıl olup da maden işletme ruhsatı alabildiğini de anlayabilmiş değiliz.” dedi.

12190689_10153695435151585_1717922398_o

İda Dayanışma Derneği adına konuşan Hicri Nalbant, Lapseki’nin Şahinli, Çan’ın Karadağ ve Dondurma köylerinde, Ağı Dağı’nda ve Kaz Dağları’nda daha önce altın madencilerinin durdurulduğunu, açtıkları davalara ÇED iptal kararları aldıklarını, Kısacık Altın Madeni projesi ÇED başvuru dosyasında, çıkarılacak cevheri satacaklarını belirtmelerinin, ileride altını bölgede ayrıştırmak için cevher zenginleştirme tesisi kurma başvurusunda bulunmayacakları anlamına gelmediğini, benzer durumlarla karşılaştıklarını, hem hukuksal mücadeleye hem de köylülerle birlikte Kaz Dağları’nda doğa talanına izin vermeyeceklerini söyledi.

12190603_10153695450966585_162720703_o

ÇED toplantısında omuz omuza

Daha önce Bayramiç’in Muratlar ve Kurşunlu köylerinde altın madencilerine direnen ve hem Çanakkale’deki çevre aktivistlerinin açtıkları davalarla hem de yerel mücadeleyle şirketlerin faaliyete geçmelerini engelleyen Kaz Dağları köylüleri, 3 Kasım Salı günü yapılacak ÇED toplantısına katılmanın ve dayanışmanın önemini biliyor, heyecanla bir kez daha altın madenine hayır demeye hazırlanıyor. Kaz Dağı Doğal Kültürel Varlıkları Koruma Derneği,  İda Dayanışma Derneği, Çanakkale Barosu, Çanakkale Çevre Platformu, Çanakkale Kent Konseyi Çevre Meclisi, Güney Marmara Çevre Derneği, Ayvalık Tabiat Platformu, Edremit Körfezi ve Küçükkuyu halkının da köylülere destek için bulunacağı toplantıda, Kaz Dağları’nın altından daha değerli olduğu bir kez daha haykırılacak.

https://yesilgazete.org/blog/2015/11/02/kaz-daglari-koylerinden-tek-ses-altin-madenine-karsiyiz/