Monthly Archives: Aralık 2015

YIRCALI KADINLAR KÖMÜRÜN İSİNE SABUNUN MİSİYLE MEYDAN OKUYOR

Standard

Soma’nın Yırca köyünde, köyün hemen girişinde, bahçe içinde, yüksek merdivenli, tek katlı bir ev. Az ötede bacası tüten termik santralde yanan kömürlerin atıklarını kül barajına taşıyan kamyonların tozunun dumana karıştığı bozuk yolda zeytin ağaçları ve kömür bantları boyunca tıngır mıngır ilerlerken, üzerinde silinmeye yüz tutmuş “Zeytin Nöbeti” yazan ok işaretini biraz geçince, solda. Başını heybetli bir kavak ağacı tutan ilk sapakta. Bahçesini çeviren tellerde asılı bezde, güneşten solmuş kumaş parçalarıyla yazar “Köyünü Unutma”. Merdivenleri çıktıkça alelacele çıkarılmış bir sürü terlikle aralık kalmış kapının ardında şen kahkahalara heyecanlı konuşmalar karışıyor, mis gibi kokular yayılıyorsa, yaşasın, demek ki o gün üretim var! Hemen içeri girmeli, sevgi dolu bir kucaklaşmadan sonra işe girişmeli. “Sabun Evi”nde yapacak bir şey illa çıkar.

7f3a09f2-82d3-4d51-9bd6-d0a69177da7d

                                                                               (Fotoğraf: Ayşegül Ersoy)

Önceden kesilen sabun bazları yavaşça eritilir mikrodalga fırında. Göz, arzu ettiği tonu bulana ve oranına alışana dek renkler karıştırılır usulca. Sıcak sıcak kalıplara dökülür, kokusu katılır kararında. Soğuyana dek sabırla beklenir, o arada iki çift laf edilir, çay demlenir. Soğudu mu kalıptan çıkarılır, renk renk, çeşit çeşit sabunlar masaya dizilir. Aşık kuşlar, zeytin dalı, kar tanesi, üç güllü, çifte gül, akvaryum, papatya… Kadınlar kalıptan çıkan sabunu neye benzetir, ne ad koyarlarsa… Şu günlerde en çok geyik, kar tanesi, noel baba. Kutuları yapılır, sabun gözüksün diye penceresi yapıştırılır bir yandan da. Hazırdır sipariş artık kargolanmaya. Günün sonunda, “Kömürün İsi”, bir kez daha “Sabunun Misine” dönüşür kadınların mutlu yorgunluğunda…

yırca çiçek

Zeytin nöbetinden sabun üretimine…

Soma’nın ikinci kömürlü termik santralini yapmak için Kolin şirketinin altı bin altı yüz altmış altı zeytin ağacını kestiği Yırca köylülerinin direniş hikayesi, şirket köyü terk edince bitmedi, sabun üretimine evrildi. Kolin, termik santrali Yırca köyünde yapmaktan vazgeçti ancak katlettiği binlerce zeytin ağacıyla birlikte hem köylülerin onları yetiştirmek için verdiği onca emek, hem de geçim kaynakları yitti. İlk termik santral yapılmadan önce her yer yemyeşil tütün tarlasıyken, kömürlü termik santral yüzünden yıllar içinde taşa kesen toprakta artık tütün yapamaz olan köylüler, ölmez ağacın küle, dumana gelmeyen meyvesini keşfetmişti. Termik santralin koyu gri gölgesine diktiği zeytin ağaçlarını sabırla yetiştirdi. Geçen yıl, hasat vakti… Ancak köylüler bu kez zeytinliklerinde değil, dikenli tellerin ardında kalan ağaçları kesilmesin diye karşısındaki damda nöbette, geceleri ateş başında bekleyişteydi.

Bu hale sebep olan, termik santral projesi için zeytinliklere verilen acele kamulaştırma kararının iptali için Greenpeace’in avukatları ile birlikte Danıştay’a açtıkları davaya yürütmeyi durdurma kararı verildiği haberini alacakları gün, sabaha karşı şirket iş makineleriyle binlerce zeytin ağacını yerle bir etti.  Köyün en yaşlı direnişçilerinden Emine Sezer, o anı, aktivist sokak fotoğrafçısı, yönetmen Kazım Kızıl‘ın “Ölmez Ağaç – Yırca Direnişi” belgeselinde, “Zeytinlerin çıtırtıları kulaklarımdan gitmiyor. Ağaçlar yıkılırken insan gibi ağladı oğlum.” diye tarif edecekti. Dava kazanıldıktan sonra, adını “Zafer” koyduğu ilk zeytin fidanını elleriyle dikti.

emine teyze

Sabun üretimi de Yırcalı kadınların hayatına bu süreçte girdi. Zeytin ağaçları kesildikten sonra geçim kaynaklarını da kaybeden köylüler, zamanında çok yaptıkları gibi, mevcut termik santralin yaktığı kömürlerden çıkan atıkların döküldüğü kül barajında, nam-ı diğer “Kömür Dağı”ndaki“açık hava madeninde” kazma sallayıp, sağlam kalan kömürleri canlarına pahasına bulup, çuvalını 10 TL’den satma “sonuna”  bu yeni yolu çizdi: “Kömürün İsi, Sabunun Misi”

DSC_1662

Onlar buldular bu ismi. Çünkü Yırca köyünde, Sabun Evi’nde sabun üreten 34 kadının elleri kömürün karasından çıktı, beyaza kesti. Kiralanan o yüksek merdivenli, tek katlı ev, köyde “Sabun Evi” diye anılalı, odalarını rengarenk sabun kalıpları dolduralı, sabunun kıvamını deneyen, rengini birbirine danışan, aksiliklerle başa çıkmayı, birlikte sorumluluk ve karar almayı öğrenen kadınların sesindeki güven, o eve hayat katalı, hummalı geçen üretim günleri sonunda işleri eriştirmenin telaşı ve huzuruna karışan ya yeni sipariş gelmez de sabun işi biterse endişesi arasında bir yıl geçti. Bazı sivil toplum kuruluşlarının girişimi ve desteğiyle başlayan projede, “sabuncular” ve “sabun işi” birlikte gelişti.

11879817_10153566073296585_397429763_o

Sabunlar ve hikaye Alaska’ya kadar gitti!

Bir zeytin ağacı çeşidi ve köylerinin adından doğan “Yasemin – Yırca” markasının sabunların yolu bu bir yılda nerelere düşmedi ki? İstanbul’daki büyük otellerden Çanakkale’ye, Kazdağları’ndan Ekofest’e, Bozcaada Ekolojik Belgesel Film Festivali’nden üniversitelerin öğrenci kulüplerine, fuarlara, belediyelere… Hatta Amerika’ya, Alaska’ya! Başka hikayelerle buluştu hikayesi kulaktan kulağa anlatılıp, kurulan gönüllü tezgahlarda satıldıkça. Kasaya giren para kira ve masraflar düşüldükten sonra otuz dörde bölündü ay sonlarında. Farklı şehirlerden gönüllü sabuncular sabunları satarken, köye selam biriktirdi bolca. Hatta içlerinden biri, Sabuncu Kenan, geçtiğimiz günlerde Yırca’ya yerleşti. Kadınların sabun hikayesiyle katıldığı 2015 Bilgi Genç Sosyal Girişimci Ödülleri projesinde Yasemin – Yırca markası, ilk ona girerek ödül kazandı

04d28c99-2de4-4745-8dbb-7540b0641b90

Köyü mis gibi sabun kokutuyorlar (!)

Başına ilginç şeyler de gelmedi değil Sabun Evi’nin, mesela köyde termik santral kurulmasını isteyen bir grup, kadınları sabun üreterek çevreyi kirletmekten geçen yaz şikayet etti! Kanıt olarak da Sabun Evi’nin kapısından ancak bahçe kapısına kadar varabilen mis gibi sabun kokularını gösterdi. Sabun Evi’ne jandarma da gelince olanı biteni merak eden kadınlar durumu anlamak ve ne yaptıklarını anlatmak için gittikleri Soma Kaymakamlığından teşekkür belgesi ile döndüler köye. Köy meydanında yine hep birlikte yürüdüler teşekkür belgeleri ve içinden emek geçen mücadelelerinin sesi ile…

11973698_10153566074746585_171154342_o

Yıllarca Soma’daki termik santralin zararlarını gören, köylerinde yeni bir termik santral daha istemeyen Yırcalılar, kadınların ve dayanışmanın özne olduğu direnişleriyle nice çevre direnişine ilham, güç verdi, kendi hayatları da değişti. Yırcalılar, zeytinliklerine gelen, damın altında nöbet bekleyen, zeytinyağlı salçalarına ekmek banan, evlerinde uyuyan zeytin nöbetçisi misafirleriyle karşılıklı unutamayacakları bir deneyimi ve gönül bağını paylaşırken, onlara bir de söz verdi; “Bir sıkıntınız olursa, termik santral, altın madeni, gelir direniveririz gari!”

yırca masa

Yeni yıla özel sabunlar hazır

Sabun Evi’nin duvarları kadınların şen kahkahaları ile ısınıyor yine bu günlerde. Harıl harıl sipariş hazırlıyorlar yeni yıl hediyesi niyetine…  Noel baba, geyik, kar tanesi en çok ürettikleri modeller, kırmızı, beyaz ve yeşil ağırlıklı renkler… Kutusunda hikayesi, gideceğe yere varış yolculuğunda zeytin yeşili… Siz de kulaktan kulağa taşımak ister misiniz termik santral direnişinden sabun üretimine evrilen bu hikayeyi? İster bolca anlatın, ister onlardan sabun alın ya da toplu sipariş ayarlayın. Fırsat bulursanız mutlaka köye gidin, hikayeyi bir de onlardan dinleyin. Üretim günüyse sabun evinde birlikte çalışın.  Zeytinyağlı salçaya ekmek banmadan aman köyden ayrılmayın. Bu arada hangi şekilde sabun isterseniz, gönüllü sabuncuların sağladığı üç boyutlu yazıcıyla kalıp hazırlanır itinayla. Daha fazla bilgi almak için iletişim bilgileri https://www.facebook.com/yaseminyirca/?fref=ts ve info@gbtider.org adresleri.

yırca geyik

Sabun üretmek, direnmek demek

Meltem fırının başında sabun eritiyordur şimdi, Gülşen abla kutuların kenarlarını yapıştırır, yemekleri belki Fadime Abla, belki Hamide Abla yapmıştır. Firdes abla eriyen sabuna dikkatle renk karıştırır. Gençler çayı demler, bulaşıkları yıkar. Havalar soğudu, bir yandan sobada kömür değil ormandan topladıkları kar kırığı odunlar yanar. Güneş batar, sabun evinin ışıkları yanar, sesler yorgunluktan azalır. Kirloş ve Mazlum gitti, eğer yeni bir dost bekliyorsa kapıyı, artan yemekler ona saklanır. Sabun Evi’nde her şey sevgiyle, buz gibi (tertemiz) ve zebil olmasına izin vermeden yapılır. Emine Teyze’nin içeriye güneş girmesin, sabunlar erimesin, terlemesin diye diktiği perdeler aralanır. Önde zeytin ağaçları, arkasında termik santralin bacası… Sabun Evi’nin penceresi, köyün hikayesine açılır. İşte bu yüzden Yırca köyünde sabun üretmek, direnmenin öbür adıdır.

yırca sa

(Yeşil Gazete)

https://yesilgazete.org/blog/2015/12/12/yircali-kadinlar-termik-santrale-sabun-ureterek-meydan-okuyor/

Reklamlar

PAN GÖRSEL KÜLTÜR DERNEĞİ’NDEN ARALIK AYI ETKİNLİK RÜZGARI

Standard

Görmek, birikim ister düşüncesiyle üç yıl önce yola çıktığından bu yana   pan logo
kuruluş amaçlarının başına fotoğraf, sinema ve görsel kültürü geliştirecek
diğer dallarda atölyeler
aracılığıyla eğitim  çalışmaları, film gösterimleri, söyleşiler ve farklı bakış açıları kazandırmaya yönelik etkinlikler düzenlemeyi koyan Pan Görsel Kültür Derneği, Çanakkale’nin kültürel belleğine katkı sağlamaya ve kentte yaşayanlarla görsel sanatları buluşturmaya devam ediyor.

Pan Görsel Kültür Derneği’nin gelenekselleşen ve merakla beklenen atölye çalışmalarında yeni dönem eğitimleri başlıyor. Katılımcıların ilgisi ve talebi üzerine bu yıl atölyelerini çeşitlendiren Pan Görsel Kültür Derneği’nin Temel Fotoğrafçılık, Kısa Film, Yaratıcı Yazarlık, Ses Kayıt ve Müzik Teknolojileri Atölyeleri; bu alanlara ilgi duyan, merak salan, hayal kuran, şimdiye kadar belki biraz geride duran ama artık kendisi için adım atmaya hazır olan, yeni oyun bahçesini arayan arkadaşlarını bekliyor.

ATÖLYELER BAŞLIYOR

Pan Görsel Kültür Derneği Yönetim Kurulu Başkanı, Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Öğretim Görevlisi Arkeolog – Fotoğrafçı Aykan Özener’le Temel Fotoğrafçılık Atölyesi’nin dersleri, fotoğrafın tarihi, fotoğraf okuma ve temel fotoğraf tekniklerini içeriyor. Atölyeye katılmak isteyenlerin fotoğraf makinesi olması gerekmezken, iyi bir fotoğrafın iyi bir fotoğraf makinesinden ziyade görmeyi ve hissetmesini bilen gözler ve kültürel birikimle çekileceğinin her fırsatta altını çizen Aykan Özener, fotoğraf makineleri ile ilgili dersler de içeren atölyeyi tamamlayanların istedikleri makineyle fotoğraf çekmeye başlar hale geleceğini söyledi.

aykan özener

Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema ve Televizyon Bölümü Öğretim Görevlisi Gökhan Akça ile Kısa Film Atölyesi; senaryodan film okumaya, sinema tarihinden kurguya, kısa film tekniklerine sinemanın büyülü dünyasının kapılarını aralayacak. Oyuncu- yazar Pembe Akgün ise Yaratıcı Yazarlık Atölyesi’nin yaratıcılık, kendini bilmek, ıraksak düşünmek, bakmak ve görmek, hikaye ve karakter yaratmak gibi başlıklar altındaki derslerinde öğrencileriyle deneyimlerini paylaşacak. Bülent Genç’in eğitmenliğinde bu dönem ilk kez düzenlenen Ses Kayıt ve Müzik Teknolojileri Atölyesi’nde ise ses, duyum ve akustik, editing mix mastering, kayıt teknikleri, kayıt cihaz ve formatları gibi konular işlenecek.

13 Aralık Pazartesi gününden itibaren başlayacak kurslarla ilgili ayrıntılı bilgiye derneğin sosyal medya hesabı https://www.facebook.com/pangorselkulturdernegi adresinden ulaşılabilir.

HER ÇARŞAMBA, PAN SİNEMA GECESİ

Çanakkale’de bir kış klasiği haline gelen Pan Sinema Geceleri, her Çarşamba akşamı saat 19.00’da bir başka hikayenin ışığını perdesine yansıtarak, soğuk kış gecelerine sıcak renk katmaya devam ediyor. Aykan Özener moderatörlüğünde gerçekleşen Pan Sinema Geceleri, her hafta bir başka temada, dünya sinemasının hatırı sayılır ödüllerini almış ya da bağımsız film festivallerinde ön plana çıkmış filmlerle alternatif film arayışında olan izleyicilerin arşivine zengin notlar düşüyor. Ayrıca 18-24 Aralık tarihleri arasında Çanakkale’ye ikinci kez uğrayacak olan İşçi Filmleri Festivali’nin düzenleyicileri arasında yer alan Pan Görsel Kültür Derneği, festival filmlerinin Çanakkale izleyicisi ile buluştuğu gösterim noktalardan biri olacak.

çizgi

“TÜRKİYE’Yİ ÇİZGİLERDEN OKUMAK”

Fotoğraf sergileri, atölyeler ve film gösterimleriyle ilham veren, bakış açısını değiştiren buluşmalara ev sahipliği Pan Görsel Kültür Derneği, bunların yanı sıra söyleşilere ve farklı etkinliklere de imza atıyor. Grafik tasarımcı Ragıp İncesağır, Çanakkaleyi üç hafta boyunca 1923’ten Bugüne Kadar Türkiye’yi Çizgilerden Okumaya çağırıyor. İlki 10 Aralık Perşembe akşamı saat 19.00’da düzenlenecek “çizgili sohbette” 92 yıllık Cumhuriyet tarihi bu kez karikatürler üzerinden anlatılacak.

AYIN KONUĞU, FOTOĞRAFÇI BERGE ARABİAN

Şimdiye kadar birçok önemli fotoğrafçıyı ve sergilerini Çanakkale ile buluşturan Pan Görsel Kültür Derneği bu ay Suriye doğumlu Ermeni asıllı fotoğrafçı Berge Arabian’ı ağırlıyor. 25 yıldan bu yana foto – hikayeler ve uzun soluklu fotoğraf projeleri geliştirerek çalışmalarını sosyal belgeseller üzerinde odaklayan Berge Arabian,
12 Aralık Cumartesi günü saat 17.30’da, Pan Görsel Kültür Derneği’nde olacak.

berge arabian

Fotoğrafçı Berge Arabian, babası, büyükanne ile büyükbabasının 1930’larda Diyarbakır’dan Halep’e doğru yaptığı zorunlu göçün görsel güncesini anlattığı “Hasret”, 37 yıl yaşadığı ve fotoğrafa merak saldığı Toronto’da şehir merkezinde makinesiyle dolaşırken rastladığı genç ve evsiz bir topluluğun hikayesi anlattığı “Punk in Love” ve Parkinson hastası annesinin son iki yılını fotoğrafladığı çarpıcı çalışması “Mother (Ana)” adlı sergilerini ve fotoğraflarının hikayelerini paylaşacak, merak edilenleri yanıtlayacak. Baykuş Cafe ve Limani Hotel’in katkılarıyla gerçekleşecek etkinlik herkese açık ve ücretsiz.

1994 yılından beri serbest fotoğrafçı olarak, “NOW” dergisinde çalışan, çeşitli kişisel ve grup sergilerine katılan, 2007 yılında Dalai Lama’nın Toronto’yu ziyaretinin resmi fotoğrafçısı olan Berge Arabian beş yıldır İstanbul’da yaşıyor. Uluslararası Belgesel fotoğrafçılığın önemini ve gündelik insan yaşamı ve insanlık hallerini kavrayışına yönelik ilgisini bilerek yıllardır çeşitli dini, politik ve sosyal toplantıları belgeliyor. Agos Gazetesi’nin fotoğraf editörlüğü yapıyor, yazı yazıyor.

etkinlik